Kulaklığın bir ucunda atar bazen hayat; müziği durdurursan duran bir ritimdir kalp. Sessizliği severse insan, kaçışı olur hep kalabalık. Seni senden yitirip giden her duygunun hapsine mahkûm gözlerine perde iliştirir de gider ansızın zaman. Celladın bazen saatlerdir, fısıldar azabın sesini tik tak dercesine. Ve bazen bir mermidir sözler, dudağında mırıldanan her kelimenin öldürdüğünü anlamak için yeni yaşı beklemene bile gerek yoktur. Yaşayan ölüden farksız günlerin bir takvim yaprağından isteksizce döküldüğünü seyretmek ne acı, umudun bu kaçıncı mevsimi? Soldurdun gül bahçeni, gamzelerine takacağın çiçeklerin yeniden açması için gülümsemene ihtiyacı var. Kara toprağa gömdüğün düşlerini kefenleme artık ayağa kalk, tutayım kırık ellerinden. Sana son kez bakayım gülümserken göreyim seni güneş gözlerini kamaştırırken! Arkandan yaldızlı, ışıltılı söylenmemiş sözlerimi de söyleyeceğim. Hani sana hayal kur demiştim ya yağmur gözlüm, kalk yeniden hayal kuralım. Gönlümüzün umudunu yeşertecek cümleleri beraber bulacağız sevgiyi en güzel dalından birlikte toplayacağız, hadi gözlerinde bir mevsim daha kaybolduğum yâr kalk nolur kalk... Tut kırık hayal ceketinin ucundan, bırakma düşlerimizi.
E.Brkn
@dualigencinblogu