... İçlerinden bazısı bizim için öksüz diyordu. Sanki onlar söylemese, annesiz çocuklara böyle dendiğini bilmiyor muyduk? Göründüğü kadar, bizi hemen böyle adlandırmak hoşlarına gidiyordu aynı evlenen bir kıza anında madame demeye can attıkları gibi...
Çekingen insanların bu duyguları, toplumun onlar hakkında ne düşündüklerini bilmemelerinden kaynaklanır, ne olduğu önemli olmayan bu düşünce dile getirilir getirilmez bu çekingenlik ortadan kaybolur.
Çekingenlik hissedenler bilirler, bu duygu zamanla orantılı olarak artar, kararlılık ise tam tersine o derece azalır yani bu durum devam ettiği sürece çekingenliğin aşılması zorlaşır, kararlılığın gücü ise iyice düşer.
Çocuklukta sahip olduğun o tazeliğe, kaygısızlığa, sevgi ihtiyacına ve o inanç gücüne bir daha dönmek mümkün müdür? Hangi zaman, masum bir neşe ve o sevgiye sonsuz susamışlık gibi iki yüce erdemin yaşamın yegane yol göstericisi olduğu o zamandan daha iyi olabilir? Nerede o içten dualar? Nerede o en iyi İhsan olan tertemiz duygu dolu gözyaşları? O avutucu melek uçar gelir ve bir gülümsemesiyle gözyaşlarını siler, o saf, çocuk dünyasına tatlı hayaller ekerdi. Yoksa yaşam yüreğimde çok ağır izler bıraktı da o gözyaşları ve heyecanlar sonsuza kadar uzaklaştı mı benden? Yalnızca anıları mı kaldı bende?
Bana göre yüz güzelliği denen şey yalnızca gülümsemede kendini bulur, eğer gülümseme yüzü güzelleştiriyorsa o yüz güzeldir, değiştirmiyorsa sıradan bir yüz, yok eğer bozuyorsa çirkin bir yüzdür.