Jiyeong, “Nasıl kullanmayayım ki,” dedi. “Bebeğe bakmak zorundayım. Çamaşır, temizlik… Bileğimi kullanmadan bunları nasıl yapabilirim ki?”
Jiyeong’un sitemkâr ses tonuna gülmeden edemeyen doktor, “Eskiden,” dedi; “çamaşırları tokmakla yıkardı kadınlar. Ateş yakıp kazanda kaynatır, sonra da yere çömelip bir güzel çitilerlerdi. Bugün çamaşırı makine yıkıyor, evi süpürge süpürüyor. Siz zamane kadınları hâlâ neden bu kadar yakınıyorsunuz, anlamış değilim.”
“Öyle ya,” dedi Jiyeong içinden. “Kirli çamaşırlar tıpış tıpış yürüyerek makineye giriyor zaten. Suyu, deterjanı kendileri koyuyor, makine zaten kendi kendine çalışıyor. Sonra da mis gibi tertemiz çıkıp tıpış tıpış askıya diziliyorlar. Elektrikli süpürge ıslak bezi kaptığı gibi evi köşe bucak tertemiz ediyor, üstüne bir de bezi yıkayıp asıyor. Hayatında hiç bu aletleri kullanmışlığın var mı acaba senin?”