Umutsuz anları, kederleri, bazı hatıraların ağırlığını, sessiz ve çelimsiz günlerin gölgesini, tekrarı mümkün olmayan sevinçleri bizden alıp kendisinde saklayan eşyaydı.
Ben de arkadaşlarım da bir yurt öğrencisine benziyoruz. İkindi üzerleri hevesle buluşuyor, yaraları ayıklanmamış kahkahalar atıyor, herkesi ve her şeyi ustalıkla eleştiriyor, kıyımızda beliren bir güzelliğin hakkını veriyor ama akşam olunca, hayat içimizden zorla çekilip alınmış gibi, çaresiz gözlerle bakıp duruyoruz birbirimize.