Hemen hepimiz sabahtan, dünyayı avucumuzda tutarak, yüreğimiz aşka susamış olarak yola çıkarız; sonra, acı deneylerden geçtiğimiz, insanlara, olaylara karıştığımız zaman, farkına bile varmadan, her şey yavaş yavaş küçülür, yığın yığın küller arasından azıcık altın buluruz. İşte yaşam! Olduğu gibi yaşam: büyük savlar küçük gerçekler.
Direncim kendimle ilgili olmayan güçlü nedenlerden geliyor. Tükenmez acılar çekecekleri önceden belli olan zavallı yaratıkları dünyaya getirmek bir cinayet değil midir?