En küçük sebepleri en büyük hülyalara yeterli saymış, kendisine sahte esaslar üzerine kurulmuş bir hayat vücuda getirmişti. İşte şimdi hakikatin acımasız rüzgarları üzerinden geçtikçe o hülyaları hep birer birer düşürmüş, onu şuracıkta en küçük bir yaşamak arzusundan tam bir yoksulluk içinde bırakmıştı.
Insan kendisinin sefaletini bir servetin ihtişamı yanında, mutsuzluğunun hükmünü bir mutluluk gösterişi karşısında daha büyük bir acı ile anlar. Bu bir saniye zarfında ta en başından şu ana kadar ikisinin hayatını teşkil eden tezat silsilesi fikrinin içinden geçti.