"Başkalarıyla konuşurken daha ihtiyatlı ol! İnsanlardan sakınmak gerek. İnsanlar birbirlerinden nefret ediyorlar! Açgözlüdürler, birbirlerini çekemezler. Kötülük etmekten mutluluk duyarlar. Sen onlara gerçek yüzlerini göstermeye, onları yargılamaya başlarsan sana kin beslerler, mahvederler seni!"
Hayat böyle gelip geçerdi işte. Bulanık bir su gibi, ağır ağır ve hiç durmadan akar, yıllar birbirini kovalardı. Her geçen gün, aynı düşünce ve davranışların tekrarı, eski ve inatçı alışkanlıkların yinelenmesiydi sanki.
Kafka'yla Dönüşüm kitabı sayesinde tanıştım fakat iç dünyasına dair tam anlamıyla bir fikir edinebilmem bu kitap sayesinde oldu. Kendisinin Milena'ya yazdığı bir mektupta da belirttiği gibi yaşamına dair bilgi edinebilmek için babası Hermann Kafka'ya yazdığı mektubu okumak lazım. İnsanın kişiliğin şekillenmesinde ailenin hele ki babanın rolü çok büyük, zira erkek çocukları için babaların bir idol yerine geçtiğini dahi söyleyebiliriz. Kafka birçok konuda babasıyla kendisini hem fiziki hem de davranış yönüyle kıyaslayarak babası hakkındaki derin gözlemlerinin hayatını ne şekilde biçimlendirdiğini anlatıyor. Toksik ebeveynler, aile eğitimi, çocuk psikolojisi gibi konularda ders çıkarılması gereken tespitler yapıyor ki günümüzde de birçok ailede görebileceğimiz durumlar aslında tümüyle. Kafka'nın eserlerinde tasvir ettiği karakterler incelendiğinde, hayatından, babasıyla ve ailenin diğer fertleriyle olan ilişkisinden derin izler taşıdığını söyleyebiliriz aslında. Yazara biraz daha yakın olmak, yaşadığı iç karışıklıklarını biraz olsun hissetmek ve anlamaya çalışmak için okunmaya değecek bir kitap. Günümüzde yaşıyor olsaydı tanışmayı kesinlikle çok isteyebileceğim bir yazar Kafka, her kitabını okunmaya değer buluyorum.