Madam de Prie Fransız sarayında oldukca etkin bir görevdeyken kralın emriyle görevden alınır ve gözden uzak kırsal bir yere sürgüne gönderilir. Şatafata,gösterişe,balolara,etrafında pervane olan erkeklere,güzelliği karşısında kıskançlıga kapılan kadınlara alışkın madam için bu sürgün çöküşünün başlangıcı olacaktır.
Saraya dönüş yollarını arayacak bu süreçte yalnızlıgı,terkedilmişliği,çaresizliği sonuna kadar yaşayacak ve eski mutlu !! günlerine dönmek için çareler arayacaktır...
#alıntı
"...O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı...."
"Uyanmak bile tek başına acıtıcıydı:.."
"Evde bir ölü yaşıyor, fark etmiyor musunuz?"
Sahip olunan şey İktidar ,iş,ev ,sevgili ne olursa olsun alıştığımız düzenin bir anda kaybedildiğini düşünün varlık içinde yokluğa düşmek ,saygın bir kişiyken sefil bir hayat sürmek,arzulanan özlenen deger gören sevilen biriyken yalnızlıga kimsesizlige terk edilmek.. basit bir olay örgüsü gibi görünse de zamana ve mekana ait olmayan evrensel duyguları 50 sayfada büyük bir ustalıkla anlatması kitabı oldukca degerli kılıyor.
Zweig Korku ve mecburiyetten sonra okuduğum bir çöküşün öyküsü de yine psikolojik tahlilleri yoğun olan birkaç saatte okunabilecek harika bir kitap . Kesinlikle öneriyorum
Kitapla kalın
Muhteşem Gece bazı yayınevlerinde olaganüstü bir gece ismiyle yayınlanmış orijinalinde fantastik gece olarak geçen 80 sayfalık Zweig hikayesi.
Daha önce Mecburiyet,korku bir çöküşün öyküsünü okumuş cok cok begenmiştim bu kitap diger kitaplar kadar etkilemedi. fakat siz de bilirsiniz ki Zweig'i iyi bir yazar yapan hikayelerinin konusu degil aktardıgı psikolojik tahliller ruh halleri betimlemeler....Ve betimlemeker tahliller muhteşemdi diyebilirim.
Muhteşem gecede de seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız hayayını sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu duygu , aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.
Zweigin de dediği gibi
"Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."
Size ait değilim artık, içinizden biri değilim, ama yükseklere ama diplerde dışınızda bir yerlerdeyim
"Aslında yazmak, bir anlamda, zihnimi sürekli meşgul eden, içimde sancılı bir huzursuzluğa neden olan bir olayla sonunda hesaplaşmak, onun üzerine sünger çekmek, onu yerli yerine oturtmak, benden önde tutmak ve her açıdan kapatmak için giriştiğim bir çabaydı."
Degişen ruh halleri,ruhum betimlemeleri öyle bir ustalıkla yapılmış ki okuyuca o duyguyu o halleri fazlasıyla hissettiriyor yazar...
Kitapla kalın dostlarım
Muhteşem GeceStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2018171,9bin okunma
Bazı kitaplar vardır okumayı düşünmediginiz gözünüze hicbir şekilde çarpmayan fakat bir anda elinize alıp başladıgınız akıp giden iyi ki okumuşum dediğiniz kitaplar..
Bronz atlı benim için böyle bir kitaptı. öneriyle almadıgım bir şekilde elime geçen nasıl olsa bir gün okurum dediğim kitabı küçük punto ve fazlaca sayfa sayısına ragmen kısa sürede okudum öyle ki bazı bölümleri o kadar hoşuma gitmişti ki dönüp dönüp tekrar okuyordum.
1941 de sovyet Rusyayla savaşan Hitler ordusunun giderek bir çok şehri ele geçirmesi sonrasında Rusya'da yaşanan açlık,yoksulluk ölüm öyle gerçekçi işlenmiş ki açlıktan beslenme yetersizliginden ölen insanlar,vereme başka kan hastalıkkarına yakalanan yemek yememekten artık açlığı bile hissedemeyen hayatta kalmaya çalışan insanlar ve savaşın gölgesinde yaşanan imkansız bir aşk Alexander ve Tatyana..
Öyle masum öyle korumacı öyle saf ve güçlü bir aşk ki gerçekten aşk kitapları okumayı sevmeyen ben bile o bölümleri severek okudum.
Savaşın çaresizliğini kötülüğünü bir kez daha gördüm...
Kitabın ilk yarısı ve ikinci yarısı arasındaki olay örgüsü ve hikaye farklılaşıyor öyle ki kendi için bile iki ktap gibi heyecanla okumaya devam ederken olmadık bir yerde kitap bitiyor
Seri olduğunu önceden bilmediğim kitabın 2. serisini okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. ve herkese gönül rahatlıgıyla öneriyorum kitapla kalın
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,560 okunma