Önce düşünce, sonra dümdüz çizgi üzerinde, seçilen amaca doğru amaçlı bir hareket. Biri olmadan diğeri anlam kazanabilir miydi? Hareket etmeden yalnızca dilemek kötü bir şey değil miydi? Ya amaçsız hareket etmek?
İlk olmanın verdiği güvendi bu. Rotayı bilmenin güveniydi. İlerideki bilinmeyen bir gücün, bilinmeyene doğru çekip götürdüğü biri değildi o. Varoluşun en harikulade duygusu buydu. Güvenmek değil, bilmek!