Gemiyi yüzdüren de batıran da sudur.
Eğer suyu içine alırsa batar, suyu altına alırsa yüzer.
Hayatta böyle insan dünyayı altına alırsa yaşar.
Ama dünyaya tapar ve içine alırsa işte o zaman batar.



Yunus Emre Aşkın Yolculuğu

Ahmet, bir alıntı ekledi.
 7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Akif Emre'nin anısına...


'Akif Emre bugünün Mehmet Akif'ydi. 

Üç istanbul romanında Mithal Cemal Kuntay çok sevdiği arkadaşı Mehmet Akif'i şair Raif karakteriyle temsil etmişti. Üç İstanbul'da, yani Abdulhamid, Meşrutiyet ve İttihat Terakki İstanbullarında güç, şöhret ve para peşinde olanlar, emellerini, ihtiraslarını ideallerin arkasına gizleyenler, ideallerine inansa da ihtiraslarına gem vuramayıp kalbi sıkışanlar, tetikçiler, fahişeler, yolsuzlar, hırsızlar, hedonistler, hainler bir resm-i geçid yaparlar adeta. Şehrin panoramasını Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomore, insanlarını Refik Halid'in Marko Paşa adlı papağan ile temsil ettiği, pusulaların şaştığı bir dönemde insanların yollarını bulmak için baktığı bir yıldızdır şair raif, başka bir deyişle Mehmet Akif.





Akif Emre'de 70'li yılların islamcılarındandı. davanın dava olduğu dönemin aktörlerinden. Gençlik fotoğraflarında da görülen, ölümüne kadar yüzünde kalan asaleti, ağırbaşlılığı, imanı, ihtirassızlığı davaya olan inancının bir yansımasıydı. Belki biraz da karakteri böyleydi ve davasını güzelleştiren de bizzat kendisiydi. Bu dava onun yüzünde güzel bir hal alıyordu.





Akif Emre büyük bir sosyal hareketin parçasıydı. Bu hareketin içerisinde bir insandı, bir bireydi. Sosyal hareketler bir anafor gibi çevresindeki insanları içine çekerler. Bir sosyolojik kader anafora yakın olanları içine alır, yutar, kendisinin bir parçası kılar. anaforun gücü arttıkça oportünistler de döngüye katılır. Onu daha da hızlandırır. Anafor zayıfladığında veya başka bir güç ile karşılaştığında ona kapılmış olan parçacıklar dağılır, insani zaaflar ortaya çıkar. İnsan eşrefi mahlukattır ama esfeli safilin potansiyelini de taşır. İnsani olan hiçbir şey bu yüzden şaşırtmamalıdır aslında. Akif Emre'nin de yozlaşma olarak gördüğü şey, aslında bir sosyal hareketin, onun içindeki bireylerin toplumsal, ekonomik, kültürel zaaflar, arzular ve hırslarıyla etkileşiminin doğal bir sonucudur. Hareketin üyeleri çoğunlukla bir sosyolojik kader sonucu oradadırlar. anafor oluşurken beliren duygular, arzular, idealler, kendilik algıları ütopik söylemlerle örülmüştür. İnsani olan bu söylemlerde ya gizlenmiş ya da temayüz etmeye imkan bile bulamamıştır. Anafor güçlendiğinde, özellikle bu güç sonucu iktidar mevzileri ele geçirildiğinde insani olan ile ideal olan karşı karşıya gelir, içten içe kopmalar başlar. Fakat bunları izhar etmek bireyler için tehlikelidir. Zira izhar durumunda bir dışlanma veya hareketten kopma ihtimali uzak değildir. Bu yüzden bireyin içi ile dışı arasındaki mesafe artar. Maske kalınlaşır. Yaşanan bu iç çelişkinin bastırılmaya çalışılması gücün kaynağının kutsanmasına, idealleştirilmesine yol açar. Çelişkilerin kutsal ideal için kaçınılmaz olduğu yargısı ihtilaçlı ruhları teskin eder. Söylem ile eylem, bireylerin içleri ile dışları arasındaki uçurum çamurla doldurulur. Bu içsel zaaf sonucu hareket daha otoriter bir hal alırken, hareketi oluşturan bireyler içsel yarılmayı yadsıyarak ötekine karşı daha bir nefret dolu hale gelirler. Bir sosyal hareketin yaşaması muhtemel sosyolojik bir uğraktır burası. Bir sosyal hareketin anaforuna kapılmış bireylerin yaşaması muhtemel bir sosyolojik kaderdir bu iç çatışması. 





Akif Emre, Türkiye'deki islamcı hareketin nadide üyelerinden biriydi. Müslümanlığını ve islamcılığını sosyolojik bir kader olarak yaşamayan az sayıda insandan biri olduğu için biricikti. O yüzden yalnızlaştı. Sanki Güney Amerika'da ya da Japonya'da doğsa da Akif Emre müslüman ve islamcı olurdu. Diğerlerini de kendisi gibi bilmek istedi. Olan biteni bir yozlaşma olarak gördü. Karanlıktaki bir yıldız gibi parlayarak insanlara istikamet üzeri olmayı hatırlatmayı tercih etti. Aslında Akif Emre boşuna üzüldü. Üzülmekte kendince haklıydı. Ama onun yozlaşma olarak gördüğü şey gerçekte, bir sosyal hareketin içinde sosyolojik kaderlerini yaşayan bireylerin insani niteliklerinin, toplumsal, kültürel, ekonomik unsurlarla etkileşim içerisinde temayüz ve belki tereddi etmesiydi. Aslında ütopyada mündemiç ve gizlenmiş olan tezahür etmişti.



Akif Emre insan üstü değildi tabii ki, fakat nadideydi, kışın açan bir açelyaydi. Müslümanlığı bir kader değil, bir tercihti. İnandı, inandığı gibi yaşadı. Bu yüzden de ölümü hareketin içindekileri üzdü. Hareketin üyeleri kendilerini görünür kıldığı için bir taraftan rahatsız olsalar da, eski ideallerini temsil eden o parlak yıldızın bulutların arkasında kaybolmasının matemini yaşadılar. Delişmen gençlik günlerine son kez bakabilmenin, bir idealin sönmesine şahitlik etmenin acısıydı belki de bu. Nihayetinde son islamcı, gerçek bir müslüman öldü.'
Allah mekanını cennet eylesin...

Müstağrip Aydınlar Yüzyılı, Akif EmreMüstağrip Aydınlar Yüzyılı, Akif Emre

Umut gibi kaybolup, hayal gibi unutur insan kendini. Şans gibi izler geçip gideni.

Emre Koçak

Gece sert rüzgarlar esiyor hâyâllerimin üstüne. Üşütüyor, sarıp sarmalayan hâyâller. Gece, ukâla tavırlar içinde örtüyör gökyüzünü. Bencilce bir bakış atıyor ben üşüyünce. Sıcacık bir anne duası olsa şimdi, ısıtsa içimi hasta çorbası gibi. Sıcacık bir yâr eli dokunsa yüzüme, buza dönmeye yakın olan hâyâllerimi eritip, kuşlar ötse yüreğim de. Ve bahar gelse…

Emre Koçak

Osman İnce, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman'dan içeri.

Unuttum, din diyanet kaldı benden.
Bu ne mezhepdürür dinden içeri.

Dinin terkedenin küfürdür işi,
Bu ne küfürdür imandan içeri.


https://www.youtube.com/watch?v=7CaaUsO2TRc

Eserlerinden Seçmeler, Yunus EmreEserlerinden Seçmeler, Yunus Emre

Yaratılanı severim, Yaradan'dan ötürü..(ne anlama geliyor?) Yaradan'ın yarattığı her şeye, hoşgörüyle, sevgiyle bakılmasını tavsiye ediyor Yunus emre
Peki sana göre nedir ?

Hale Nur, bir alıntı ekledi.
14 saat önce

Önce sor: 'Değer mi?'
Sonra sor: 'Değdi mi?'
.. ve bu iki sorunun cevabın gizlidir hayat.

Aşk Kalbin Duasıdır, Emre TuncerAşk Kalbin Duasıdır, Emre Tuncer
M. Emin Çevik, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

'Sence hiç, aslandan kaçamayan ceylanı gidip kurtarmak etik mi? O ceylan, aslandan kaçabilecek güçte olsa kaçardı. Elinden son anda kurtulabilse, güçlenerek yaşamına devam ederdi. Peki, sen o ceylanı gidip aslanın ağzından kurtarırsan ne olur? Bu sefer hak etmiş aslana kötülük olur. Yani her yardım, aslında bir başkasına kötülüktür.'

Şizofren, Emre Timur (Sayfa 246 - AZ Kitap)Şizofren, Emre Timur (Sayfa 246 - AZ Kitap)
M. Emin Çevik, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

'Unutulan hatırlanır. Ben hiç unutmadım ki!'

Şizofren, Emre Timur (Sayfa 236 - AZ Kitap)Şizofren, Emre Timur (Sayfa 236 - AZ Kitap)
M. Emin Çevik, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Prof. Thomas Szasz'dan
'Siz Tanrı'yla konuşursanız bu bir duadır, fakat Tanrı sizinle konuşursa bu bir şizofrenidir..'

Şizofren, Emre Timur (Sayfa 232 - AZ Kitap)Şizofren, Emre Timur (Sayfa 232 - AZ Kitap)