Kişilerin iyi niyetli olması yeterli değildir. İyi niyet; iyi bilgi, iyi amel, iyi davranışla bütünleştiğinde netice hayırlı olur. Günümüzde de kapasiteli pek çok insan ilim ile rizık arasında sıkışıp kaldığı için âlim, fazıl, âbid insanlar daha az yetişiyor. Kapasiteli insanları ilim ve geçim arasına sıkıştırmak da vebaldir. Aksi halde bir toplum ilerleyemez, gelişemez. Varlıklı kimseler ile devletin geçmişte olduğu gibi, ilim ehlinin maddi ihtiyaçlarını karşılayarak önünü açması gerekir ki toplum ve devlet gelişsin. Șimdi olduğu gibi bu yapılmazsa, belki maddi refah gelişir ancak manen çökeriz.
Manevi çöküşün de maddi çöküşe yol açacağını asla unutmamak gerekiyor.
"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Ah, küçük hokkabazhık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap."
NFK
Her varlığın bir fıtrat, yani yaratılışı, hilkati ve yaratılma maksat ve biçimi vardır. Bir varlığın yaratılışında verilen hasletlere huy, tıynet, mizaç, maya, hilkat, fitrat denir.
Allah Ashâb-ı Kehf dönemi için "ezka (tahir)" kelimesini tercih ederken, günümüz için "tayyib" kelimesini tercih
ediyor. Tahir; kirlenmemiş, 'temiz' anlamında iken, 'tayyib ise yaratılışına müdahale edilmemiş, fitri olan demektir. Zira eski devirlerde bir gıdanın yaratılışına müdahale söz konusu değildir. Oysa günümüzde endüstri ve biyoteknoloji uygulamaları gıdanın fıtratını/yaratılışını değiştirebilmektedir. Bu da, Kur'an-ı Kerim'in mucizevi yönlerinden biridir. En iyisini Allah bilir.