Fakat, ben canlı olarak İngilizlerin esiri olmak istemiyordum. Sordum:
— Mesut Dayı, kuvvetiniz ne kadar?
— Otuz kişiyiz, hemşire.
Bunu söylerken, Mülâzım Bekir’in bombalarına gözüm dikilmişti.
— Eğer bizi sararlarsa ne yaparsınız, Mesut Dayı?
O gayet kararlı bir sesle:
— Dövüşürüz, hemşire, dediği zaman biraz sükûn buldum.