Günümüzden yüz sene öncesinde yazılmış bu kitapta göreceğiniz fikir ve düşünceler aslında günümüzdekilerden çok farklı değil. Ataerkil toplumun baskın olduğu, kadınların her alanda değersiz görüldüğü, bütün kötülüklerin yayılmasının suçlusunun sanat sayıldığı bir dünyada geçiyor kreutzer sonat. Tolstoy’ un yasaklanan kitaplarından birisi aynı zamanda. Beethoven’ın Kreutzer sonatından ismini alan kitapta özellikle presto bölümünden bahsedilmiş. Bazı kaynaklara göre Beethoven’ın hiç kavuşamadığı aşkına duyduğu özlemi ve acıyı anlattığı sonattır. Kitap ise bir çiftin birbirine olan nefretinden olayların git gide ne kadar kötü bir hal aldığını anlatıyor. Sevgili Tolstoy bu güzelim sonatı böyle bir konuya nasıl çevirdi hiç aklım almıyor. Aslında okuduğunuzda anlayacaksınız ki bir rus yazar “yobaz” olursa nasıl olur cevabını veriyor kitap. Bunu boş bir şekilde de yapmıyor Tolstoy söylediği her şeyi İncil’den bölümlerle örnekliyor. Bunu yapması da hristiyanların “ne diyor bu adam ya” demesini engelliyor. Resmen “ben demiyorum, bakın İncil’de yazıyor” demiş Tolstoy (ama kendisi de öyle düşünüyor).