"...dalda yaprak gibi titriyordu, düşünmekten korkuyor, ama düşlerde olduğu gibi birbirini izleyen hayallerden de kurtulamıyordu. Hayaller durmadan el edip onu kendine çekiyor, sonra da çürük bir ipliğe bağlıymış gibi kopup dağılıveriyorlardı."
''Ruhu Yuliya Mihaylovna'ya susamıştı... ona şöyle bir göz atmak, onun yanında, yakınında beş dakika durmak... belki de onu fark eder, bakıverirdi ona, eskiden olduğu gibi gülümserdi, hatta bağışlardı belki!''