Eski dünyamızın mutlak adalet hakkındaki metafizik kavramlarının aksine,evrende adalet olmadığının kanıtı gibiydi. Adaletsiz,ahlak yoksunu,doğada kara bir lekeyi andıran,zalim,acımasız,düzenbaz bir hayvan niçin hayatta kalmıştı?
Genç kız,ellerini ovuşturup acıklı acıklı ağlayarak yavaşça kampüsü geçip uzaklaştı. Kendimizi vahşi hayvanlar gibi hissediyorduk fakat ne yapabilirdik ki? Geri kalan dört yüz kişinin selameti için bireylerin feda edilmesi gerekiyordu.
Etraflarındaki dünya yanıp kül olmak üzereyken ve hava tamamen bu yangının dumanıyla kaplıyken,bu aşağılık yaratıklar kendilerini koyverip vahşice kavga ediyor,içiyor ve ölüyorlardı. Gerçi ne fark ederdi ki? Ne de olsa,iyi ya da kötü,güçlü ya da zayıf,yaşamı seven ya da küçümseyen herkes ölüyordu. Ölüyorlardı. Her şey ölüyordu.