Düşbaz

Düşbaz
@emribilmaruf2
21 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
AREFE GÜNÜ DUÂSI Hazret-i Peygamber (s.a.v.), Arefe günü en ziyâde şöyle duâ ederlerdi: لا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. "La ilahe illa'llâhü vahdehü lâ şerîke lehü. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü bi yedihi'l-hayru ve hüve 'alâ külli şey'in kadır." Ma'nâsı Allâh'tan başka İlâh yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk yalnız O'nundur. Bütün hamdler yalnız O'nadır. Bütün hayırlar O'nun elindedir. O her şeye kâdirdir.
Reklam
TEŞRİK TEKBİRLERİ Kurbân bayramının arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazını müte'äkib bir def'a: اللهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ "Allâhü ekber, Allâhü ekber, lå ilahe illallahü va'llâhü ekber, Allahü ekber ve li'llahi'l-hamd." Ma'nâsı Allâh en büyüktür. Allâh en büyüktür. O'ndan başka İlâh yoktur. Allâh en büyüktür. Allâh en büyüktür. Bütün hamdler Allâh'a mahsûstur. diye tekbîr alınır ki, buna da (tekbir-i teşrik) denir. Teşrik tekbirleri, fıkıh âlimlerinin birçoğuna göre vacibdir. Sünnet diyenler de vardır.
KURBÂN BAYRÂMI AREFESİ İbn-i Mâce (rh.a.) Ebû Umâme (r.a.)'den rivayet ettiği bir Hadis-i Şerîf'te Resûlullah (s.a.v.) Hazretleri: "Bayrâm gecelerini ibadetle geçiren kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez" buyurmuşlardır. Denilmiştir ki: "Dünyanın beş gününde mihnet ve meşakkat çeken, âhirette mihnet ve meşakkat çekmez. Bu beş gün ise: Arefe, aşûre, cum'a ve bayram günleridir." Arefe gününü gafletle geçirmeyip tevbe, ibâdet ve zikirle geçirmek, Hakk Teâlâ'dan helâl rızık, sâlih amellerle dolu uzun bir ömür ve cennette Cemâlullâh ile müşerref olmağı istemeliyiz. Arefe ve bayrâm günlerinde kabirleri ziyaret etmeli, ölülerimizin rúhları, Fâtihâlarla yâd edilmelidir. Kur'ân-ı Kerîm okumayı arttırarak Peygamber (s.a.v.) Efendimiz zamanından günümüze kadar gelmiş geçmiş bütün Mü'minlerin rúhlarına ithaf edilmelidir. صَوْمُ يَوْمَ عَرَفَتَ كَفَّارَةُ السَّنَةِ المَاضِيَةِ وَالسَّنَةِ المُسْتَقْبَلَةِ "Arefe günündeki oruç, geçmiş bir sene ile gelecek bir sene için bir keffarettir..." (H.Şerîf, Tergîb ve Terhîb) İzah:Arefe gününde tutulacak bir oruç, Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)'e teveccüh eden Kurbân bayrâm günlerini bir şükrân ile istikbâl nişânesidir. Binâenaleyh bu mübarek oruç güzel bir ibâdet olduğundan böyle iki sene içinde işlenecek bir kısım günahları bağışlanmasına vesile olur.
Din
ZİLHİCCE'NİN İLK ON GÜNÜ İBADETLERİ
Hz. Aişe Sıddîka (r.anha) Vâlidemiz, rivayet ettikleri Hadîs'te Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in şöyle müjde verdiklerini haber veriyorlar: "Zilhicce'nin ilk on gününün gecelerinden birini ihyâ etmesi, o kimsenin bir seneyi hacc ve umre ibâdetiyle ihyâ etmesi gibidir. Bu (dokuz) günlerden bir gün oruç tutması, senenin öbür vakitlerinde ibâdetle meşgül olması gibidir; o kadar sevåb alır." Hz. Ali (k.v.) Efendimiz'den de Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in şu uzun müjdeli Hadis-i Şerîf'leri rivâyet edilmiştir: "Zilhicce'nin ilk on günü gelince siz tâat ve ibâdete gayret ediniz; zîrâ Allâhü Teâlâ o günleri, öbür günlerden üstün; gecesine hürmeti de gündüzüne hürmet gibi kılmıştır. Biriniz Zilhicce'nin ilk on gecesinden birinde, gecenin üçte ikisi geçtikten sonra dört rek'at namaz kılıp her rek'atta Fâtiha'dan sonra üçer kere Ayetü'l-kürsî, üçer kere İhlas-ı Şerîf ve birer kere de Felâk ve Nâs sûrelerini okusa ve namâzı bitirince ellerini kaldırıp: سُبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالْجَبَرُوةِ سُبْحَانَ ذِي الْقَاعِدَةِ وَالْمَلَكُوتِ سُبْحَانَ الْحَيِ الَّذِي لا يَمُوتُ. لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيُّ لا يَمُوتُ، سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعِبَادِ وَالْبِلَادِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا عَلَى كُلِّ حَالٍ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا رَبَّنَا جَلَّ جَلَالُهُ وَقُدْرَةَ بِكُلِّ مَكَانٍ. "Sübhâne zi'l-'izzeti ve'l-ceberût. Sübhâne zî'l-kâ'ideti ve'l-melekût. Sübhâne'l-hayyü'llezî lá yemût. Lâ ilâhe illâ hüve yuhyî ve yumît ve hüve hayyun lâ yemûtu. Sübhāna'llâhi rabbi'l-ibâdi ve'l-bilādi ve'l-hamdü li'llâhi kesîren tayyiben mübâraken 'ala külli hâlin. Allâhü ekber kebîrân. Rabbenâ celle celâluhů ve kudrete bi külli mekânin." Ma'nâsı "Ey her şeye gücü yeten izzet sahibi Rabbim! Seni bütün noksanlıklardan tenzih
Zİ'L-HICCE AYI ZİLHİCCE'NİN İLK ON GÜNÜNÜN ÜSTÜNLÜĞÜ İbn-i Abbas (r.a.): "Âdem (a.s.)'ın tevbesini, Allâhü Teâlâ, Zilhicce'nin onuncu günü kabûl eyledi. İbrâhîm (a.s.) da aynı günde hillete kavuştu; mâlını misafir, oğlunu kurbân ve kalbini Rahmân için bezleyledi. Tam tevekkül ancak İbrâhîm (a.s.) için doğrulandı. İbrâhîm (a.s.) Zilhicce'nin ilk on gününde Ka'be'yi binâ eyledi. Mûsâ (a.s.)'a da Allâhü Teâlâ, yine aynı günlerde münâcaat ile ikrâm eyledi. Dâvud (a.s.) da Zilhicce'nin onuncu günü bağışlandı. Övünme gecesi de Zilhicce'nin ilk on günündedir." diye Resûlullâh (s.a.v.)'den haber vermişlerdir. Bazıları da Kur'ân-ı Kerîm'in, Resûlullah (s.a.v.)'e ilk gelişi de Zilhicce'nin onunda sabahleyin oldu dediler. Bey'at-ı Rıdvân da Hudeybiye de Zilhicce'nin ilk onunda oldu. Tevriye, Arefe, Kurbân bayramı, Haccu'l-ekber de Zilhicce'nin ilk on günündedir. Ebû Sa'id el-Hudrî (r.a.)'den rivâyet edilen Hadîs-i Şerîf'te: "Ayların efendisi ve üstünü Ramazan ayıdır. Ondan daha üstünü, Haccu'l-ekber ve Kurbân bayramının bir araya geldiği Zilhicce'nin onuncu günüdür." diye buyurulmuştur. Hz. Âişe Sıddîka (r.anhâ) şöyle buyurmuşlardır: "Resûlullâh (s.a.v.) zamanında teğannî ve nağmeyi seven bir kimse vardı. Zilhicce ayı görününce oruç tutardı. Bu hâl Resûlullâh (s.a.v.)'e ulaşınca, o adamı huzûrlarına çağırdılar ve "Seni bu günlerde oruç tutmağa mecbûr eden sebeb nedir?" buyurdular. O kimse de: "Yâ Resûlallâh! Şu günler, meşâ'ir ve hacc günleridir. Hâcıların duâlarına ortak olmağı Allâhü Teâlâ'dan istedim." dedi. Resûlullah (s.a.v.) de ona: "Zilhicce'den oruç tuttuğun her gün için bir köle âzad etmiş, ondan önce bir sene ve sonra bir sene oruç tutmuş gibi sevåb vardır." diye tebşîrâtta bulundular. İbni Abbâs (r.a.)'dan rivayet edilen Hadis-i Şerîf'te ise: "İçinde oruç tutulacak