İnsan suyu bilmeyen balık gibiydi,bilmesi için sudan çıkması gerekiyordu.Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatı sorgulamıyordu,sorgulamak için bir sebep gerekiyordu.Hayat pek çok kişiye bu sebebi veriyordu aslında;tesadüf sandığımız karşılaşmalar,kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın GÖR deme biçimiydi.Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu,hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu.
Hayatta herkesle ve her şeyle aramızda ihlal edilmemesi gereken,görünmez sınırlar var.İşte bu sınırları ihlal etmeme bilincini saygı olarak tanımlıyorum.
Bizim neslimiz ''Yapabilirsem yaparım'' diyebilme lüksü olan bir nesil değildi.Yapmak zorundaydık.Başka çıkış yolumuz yoktu.Cumhuriyetin eşirlik ilkesi sayesinde önümüze bir yol açılmıştı.O yüzden elimize geçen her şansı mutlaka değerlendirmeye çalıştık.Belki bugünün gençlerinin böyle zorunluluklarının olmaması onları öğrenmeyi ertelemeye itiyordur.