Çağdaş dünya uzun yıllardır süren sonu meçhul ve sert ideolojik çalışmaların gölgesinde. Çatışmaya hepimiz ya taraf ya da kurban olarak bir şekilde dahil olmuş durumdayız.
Her şeyden önce ilk işgalcinin hakkı gibi bir "tarihi hakkı" İsrailoğullarına tanımak imkansızdır çünkü Ârâmiler dalgası içinde kafileler Filistin'e geldiklerinde orada "yerlileri" yani Kenanlıları (kurmuş oldukları Halil şehri çevresinde) Hititleri, (Amman Civarında) Ammonileri, Lut Gölü'nün doğusunda Moabileri, güneydoğuda Edomileri buldular.
Bugün "İsrail halkının yöneticileri" ni siyonist İsrail devletinin politikasını kim kınasa "antisemit" damgasını yer. Böyle bir ölçüye vurulduğunda Amos, Mika, Yeremya gibi bütün büyük peygamberler "antisemitler" olarak ilan edilecektir
Dünya Bankası'nın raporuna göre İsrail bütçesinin yüzde 50 den fazlasını askeri donanımına harcamaktadır. Bu çılgınca silahlanmanın itiraf edilmiş bir gayesi de vardır. Bizzat Ariel Şaron'a ve ileride bir kopyasını vereceğimiz siyonist hareketin projesine göre, bundan böyle asıl gaye, İsrail'in savunması değil de, bölgedeki Arap devletlerinin bölünüp parçalanmasıdır. İşte böyle bir dönemde, Eski Ahit'in o metinlerine, hem sınırların sürekli genişletilişini "haklı
göstermek", hem de devlet katliam ve terörünün metotlarını " meşrulaştırmak" için başvuruluyor.