Tolstoy ,itiraflarim kitabında "bir büyücü gelse ne istiyorsun dese cevap veremem "der .. çünkü sokratdan gorkiden şekspirden daha ünlü olunca ne olacağım ki, ne olur elime ne geçer diye sorar ..inancsizlik onu varoluşsal bir boşluğa itmistir. Sonlu olan biri sonsuz bir yaratıciya bulamayınca anlam krizi yaşar ..ama Sonlu:sonsuz olunca o zaman hayatı anlamlasir ve yaraticiyla uzlaşarak bir hayat sürer ..Ve ölünce end olmayacağını inanırsa hayat motivasyonu artar ve İntiharı aklından geçirmez ve hayata sıkkı iplerle tutunur ..Tolstoy, sık sık şu pasajı dile getirir "cahil ve bilgisiz insanları çok kıskandığım olmuştur "Çünkü Bilgelik kişiyi acıya itmistir şayet bilgeliği ulvi bir yaraticiğa hizmet etmiyorsa ..Tolstoy da inanmak istemiştir ama içindeki sorulara kilise cevap verememiştir .. 80 yaşlarında evde bi sabah ansızın kaçıp bir tren garında düşüp yaralanır ünlü yazarı biri evine alır vee Tolstoy eve gelen karısını istemez 10 gün sonra ise yarasından ölür ..
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Neil Gaiman'ın kısa ve büyüleyici bir romanı. Eski anıları, büyüyü ve gizemi harmanlayarak okuyucuda nostalji ve kendini keşfetme duyguları uyandırıyor.
Olmaktan korktuğum yerdeyim maalesef muhteşem bir fantastik serinin sonuna geldim. Bitmemesi bu dünyadan kopmamak için büyük uğraşlar verdiğim araya sayısız farklı tür kitap dünya karakter sıkıştırdığım ama bitirmekten de kendimi alıkoyamadığım bir güzel macera idi. Uzun bir seriye kendine adamadan önce serinin son kitabının yorumlarına bakarak sonu beğenilip beğenilmediğine göre karar veren benim gibilere demek istiyorum ki; başlayın ben sizin arkanızdayım bu muhteşem seriye başlayın ve asla pes etmeyin sonunu görün. Ama ilk kitabınız Throne Of Glass değil kesinlikle The Assassin's Blade olsun. The Assassin's Blade'in ilk kitap olarak okunmasını savunacağım son nefesime kadar. Kim ne derse desin bence ilk bu novella niteliğindeki kitapla başlanmalı çünkü bu kitap hiçbir spoilera maruz kalmadan okunmalı. Kronoloji, duygusal etki ne derseniz diyin bunun birçok nedeni var spoiler olmasın diye detaya girmeyeceğim ama beni dinleyin. Neden böyle tavsiye ettiğimi seriyi yarıladığınızda anlayacaksınız. İlk olarak okuyup pişman olanı da görmedim onu da söyleyeyim. Ayrıca kitabı evde okuyun ve sonlara doğru mendillerinizi hazırlayın. İş bu tarih olmuş hala TAB kitabının yasını tutuyorum gördükçe içim buruluyor belirtmek isterim.
Bu seriyle ilgili söyleyebileceğim tek kötü şey daha önce Empire Of Storms yorumumda da belirttiğim gibi maalesef Türkçe baskısı. Bu yayınevi sayesinde kitapları orijinal dilde okuma alışkanlığı kazandım İngilizcem gelişti bu konuda teşekkürlerimi sunmak isterim. Emeğe saygım var ancak Türk okuyucularına böyle kötü bir baskıyı layık görenleri asla affetmeyeceğim. Çevirmeni kitapların hem orijinal metnini hem kendi çevirisini yanyana koyup tekrar baksın bana hak verecektir. Özellikle son kitapların bir editörün elinden geçtiğine inanmak dahi istemiyorum.
Kingdom of AshSarah J. Maas · Bloomsbury YA · 20181,441 okunma
Years ago, when I first spotted this book in a stationery shop, I decided to buy it without even flipping through its pages. On the cover, three men were being carried by the river's current toward an unknown destination. The title revealed little more than the image itself: Three Men in a Boat. Where they were going and why remained hidden between the pages.
For some reason, I never got around to reading it. The book sat forgotten on a shelf for years, quietly waiting for me. Then one day I picked it up and finally began. Soon, I discovered why these three men had embarked on such a sudden and peculiar boating trip. Tired of their daily routines and convinced that they were suffering from all sorts of illnesses, they believe an adventure will do them good. Instead, the following two weeks prove far more challenging than expected. They can never quite agree on what should be done or how it should be done. They blame one another, make a mess of simple tasks, and seem incapable of catching a break. Jerome narrates all of this with an exaggerated sense of humor and remarkable wit.
In the end, the three companions more or less accomplish what they set out to do. By the time they return to dry land, they are rather proud of themselves. But perhaps this book was written not only to amuse, but also to make us reflect. As we accompany these three friends like an invisible fourth passenger, we spend much of the journey wanting to step in and sort things out for them.
And yet, when things go wrong in our own lives, what exactly do we do?
Bu ciltte hikâye, Yuiçiro ve ekibinin giderek daha büyük çatışmaların içine çekilmesiyle devam ediyor. İnsan ordusu içindeki güç mücadeleleri, ekip üyelerinin birbirlerine olan güvenleri ve vampirlere karşı verilen savaş ön plana çıkıyor. Karakterler sadece düşmanlarla değil, kendi içlerindeki korkular ve sorumluluklarla da yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Bu nedenle kitap, aksiyonun yanı sıra karakter gelişimine de önemli yer veriyor.
En beğendiğim sahneler ise Yuiçiro’nun arkadaşlarının yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenerek albayların karşısına çıkması ve arkadaşlarını korumak için mücadele etmesiydi. Bu sahne onun ne kadar cesur, sadık ve fedakâr biri olduğunu gösteriyordu. Ayrıca kitabın ortalarında yeni ekip arkadaşlarına söylediği “Korumam gereken arkadaşlarımın ismini biliyorum, düşmanımınkini bilmesem de olur.” (Birebir böyle olmasa da böyle dedi: “mutlaka korumak zorunda olduğum arkadaşlarımın ismini hatırlıyorum.”) sözü de çok etkileyiciydi. Bu söz, Yuiçiro’nun gücünün kaynağının nefret değil, sevdiklerini koruma isteği olduğunu çok güzel anlatıyordu.
Genel olarak bu ciltte ekip ruhu, dostluk, fedakârlık ve güven temaları oldukça güçlü işlenmiş. Aksiyon sahneleri sürükleyici, karakterler ise her bölümde biraz daha derinleşiyor. Hem hikâyenin ilerleyişi hem de Yuiçiro’nun arkadaşlarına verdiği değer nedeniyle bu cildi çok beğendim.
Puanım: 10/10
As I have read this book in English and in the UK I think I better write a rewiew in English.
The book won a Nero Book Award and was longlisted for Booker Prize.
The book was just how I expected it to be. It was kind of sentimental and to be frank it was a bit heartbreaking.
Thomas lives with his mother who has a complete control over him. He doesn't know his father. Pop grows him up he is dead now like his father.
One day a man shows up who claims to be a renowned director and offers him a job. But in the end everything turns out to be a kind of disaster.
I adored this book.