Hayat bizi aldatıyor. Halbuki ölümümüz onun memesinden sütünü emiyor yani ölümümüzü emzirip büyüten, kucağında besleyen ana ölümün anası hayat iken o bizi aldatıyor da kişi hayatın karanlık ve gürültüsü ile nefesleri arasında kendisini yaşıyor sanıyor da halbuki kefen- ler dokuyor. O zefir ve şehîk, o nefes alış-veriş, kefenleri dokuyan mekiklerin hareketinden iba- ret iken insan yaşıyorum zannediyor da aldanıyor. Düşünmüyor ki insanın nefesleri arasında dokunan bedenini ve derisininin dokusu kendisini ölüm için saran birer kefen gibidir.
Nefislerin hoşlanmayacağı bir musibet ortaya çıktı. Bütün umutları azarlayıp zanları titretti ve hesapları sarsti. Musibetler türlü türlüdür. Bizim musibetimizin türü de yerlerinde Sa'dan dike ni bitirmek için harman döver gibi canları dövmektir. Bahar obaya güzel bir dirlik, bir bolluk va'd etmişti. Derken üzerlerine musibetler dökmeye başladı...