﴾19﴿ Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır.
﴾20﴿ Başına bir fenalık geldi mi sızlanır durur.
﴾21﴿ Ama ona bir nimet nasip olursa kendisinden başkasını yararlandırmaz.
Tefsir (Kur'an Yolu)
“Tahammülsüz” diye çevirdiğimiz helû‘ kelimesi sözlükte “sabırsız ve bir şeye aşırı derecede düşkün” anlamlarına gelen bir sıfat olup tamahkârlık, tatminsizlik, acelecilik, sabırsızlık, tahammülsüzlük, yılgınlık ve sızlanma gibi insanların tabiatında var olan bazı olumsuz özellikleri ifade eder. 20 ve 21. âyetler bu zaafı şöyle açıklamaktadır: Başına yoksulluk, hastalık, korku vb. bir sıkıntı geldiğinde sızlanır, feryat eder ve ümitsizliğe kapılır; zenginlik, sağlık, güvenlik gibi nimet ve imkânlara kavuştuğunda ise bencilleşir, cimrileşir, eriştiği nimetleri Allah’ın bir lutfu olarak değil, kendi kudret ve gayretiyle elde ettiği varlık olarak değerlendirir; ne Allah yolunda harcamada bulunur ne de insanlara yardım eder.
Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur.
Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir.
28. âyette geçen
Ya Rabbi! Sana ızdırap korkusu veya haz arzusundan dolayı kulluk etmenin peşinde değilim ;ben sana sadece senin için kulluk etmek isterim.Rabbim irademi iradene teslim etmeme yardım et . Hükümlerinin denizlerinde itiraz etmeden yüzmeme yardım et . Ey Allahım sana okyanusların ayın,yıldızların,dağların ,galaksilerin teslim olduğu gibi teslim olmama yardım et. Rüzgardaki yaprak gibi sana boyun eğmeme yardım et .Şüphe ve korku örtülerini yakıp bende ne varsa sana vermeme izin ver. Allahım bana hakikat yolunda klavuzluk et ve hayatımı yalnızca sana adamama yardım et.Kalbimi inancın bereketli tohumlarının toprağı kılman için sana yalvarıyorum. Allahım bana daima selameti,huzuru ve içime gizlediğin deruni sır anahtarlarını yalnızca sende bulabileceğimi hatırlat. Rabbim senden sana doğru olan yolda alçakgönüllü dürüst,sevecen ve inançlı olmama yardım et . Bütün güzel isimlerinin hürmetine senden niyaz ederim,Âmin.