İnsanlar aptalların kendileri gibi davranmamasını komik buluyorlardı.
Yaklaşan İsyan
" Bu arada, idare ediyorum. Bir ben, benim bloğum, benim dairem arayışı, en son moda çer çöp ilişki dramları kim kimi sikiyor... "Ben"e tutunmak artık hangi protezleri gerektiriyorsa! Eğer "toplum" bu kadar soyutlamadan ibaret hale gelmeseydi, görünmeye devam etmemi sağlayan bir varoluşsal koltuk değnekleri, kimliğimin bedeli olarak üstlendiğim bağımlılıklar kümesi anlamına karşılık gelirdi. Engelliler yarının örnek vatandaşlarıdır. Onları istismar eden derneklerin engelliler için "asgari ücret" ödenmesini talep etmesi bir öngörüden yoksun değil."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sen ben olsan cesaret edebilir miydin bunlara? Serebral Palsinin izahı değil mizahı bunlar
Engelliler
10-16 Engelliler haftası
Engel olma, farkındalık ol. 💙
Kırık Bir Kanadın Göğe Yazdığı Destan Bir adam gördüm bugün, Ayakları yoktu… Ama yürüyordu herkesten daha uzaklara. Çünkü bazı yollar Toprakta değil, İnsanın içinde uzardı. Bir kadın gördüm sonra, Gözleri karanlığa mühürlüydü. Fakat öyle bir bakıyordu ki hayata, Biz görenlerin fark etmediği Bütün renkler onun kalbinde açıyordu. Bir çocuk geçti önümden, Konuşamıyordu… Ama sustuğu yerde Bin insanın bağıra bağıra anlatamadığı Bir acı vardı. Ve dünya, Onun sessizliğine sağırdı. Ey insanlar… Siz hiç Bir merdivenin başında kalmış umudu gördünüz mü? Bir kaldırım taşına çarpıp Paramparça olan gururu? Bir bakışın içinde saklanan “Yardım değil, insan yerine konulmak istiyorum” çığlığını?
1919 yılı Haziran ayında Emirdağ'da halk arasında "Yunan gavuru Emirdağ'a geliyor." söylentisi yayılınca eli silah tutan tüm erkekler Askerlik şubesine giderek başvururlar, gönüllü olarak silah altına alınırlar ve Kuvva-i Milliye Harekatını başlatırlar. Geride sadece yaşlılar, bedensel engelliler, çocuklar ve Deli Battal isimli bir meczup kalmıştır. Deli Battal, herkesin kızdırdığı bir delidir, kendisini kızdıran kişileri yakalayınca paçasından tutarak havaya kaldırır, yere çarpar ve herkesi güldürür. Acıkınca bir eve giderek yağlı katmer ve üzüm hoşafı isteyerek karnını doyurur. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı zaten yoksul olan milletimizi daha da yoksullaştırmıştır. Emirdağlı Kadınlar, yün eğirir ve yünden çorap yaparak Kuvva-i Milliye'ye gönderirler. Bir gün Deli Battal, İncili Mahallesinde bulunan bir eve giderek bir kalıp sabun ister, sabunu alınca evin karşısındaki çeşmede ayağından çıkardığı topuğu yırtık çorabını ve öküz derisinden yapılmış çarığını köpürterek iyice bir yıkar, çorap ve çarığını elline alarak yalın ayak doğru Askerlik Şubesi binasına gider. Yolda bir ayağı dizinden aşağı kesilmiş bir Balkan Savaşı gazisi: "Deli Battal, senin yalın ayakla gezmen bizim şerefimize dokunur, yanıma gel de sana bir çift çarık vereyim." der ama Deli Battal cevap bile vermeden yoluna devam eder. Askerlik Şubesi Binasına girerek kapalı bir kapıyı çalarak içeri girer, o esnada Şube Reisi, Kaymakam, Jandarma Komutanı ve Kuvva-i Milliye reisi gizli bir toplantı yapmaktadır, Deli Battal, esas duruşa geçerek tekmil verir: "Kuvva-i Milliye Karargahına Deli Battal'dan selam olsun, Kuvva'cılar var olsun, Deli Battal hepinize kurban olsun.. Duydum ki Mustafa Kemal'in askeri yalın ayakmış, çarığı da delikmiş, Kuvva'cılara yardım için herkes bir şeyler yapıyor. Allah