İstanbul'u, ailemi özlesem de burada heyecan verici bir hayat var, halimden memnunum, yeni insanlarla tanışıyorum ve kimden ne öğrenebilirim ona bakıyorum.
Motala'da tanıdığım önemli insanlardan birisi, belki de birincisi Dr. Anders Toss oldu. Önce kızıyla tanıştım. Roma-Haelsingborg otobüs yolculuğunda. Hostesti otobüste. Tesadüf ya, Motala'da doğmuş. Beni evlerine davet etti, ailesini, babasını da tanıdım. Bende iz bırakan kişilerdendir Dr. Toss. Asil ve zengin bir aileden geliyor. Doktorluk yapmak istiyor, para kazanma hırsı hiç yok, insanlara hizmet etmek istiyor ve bu bende büyük etki oluşturdu; "Demek ki hayatını başka insanların mutluluğuna, sağlığına vakfeden insanlar da var" dedim.
Bu adam bana çok tesir etti, dedi ki:
"Ben senin hayatta çok zengin bir adam olacağını hissediyorum, çok zengin olacaksın ve çok para sahibi olacaksın, fakat bir şeye çok dikkat et: Eğer sen para kazanma yolunda bu paranın sana verdiği hudutlarla ve kısıtlamalarla düşüncelerini açıkça ve cesurca ifade edemeyecek bir noktaya gelirsen o paranın hiçbir kıymeti yok, çünkü o zaman kendi parasına esir olmuş adamsındır."
Yani şunu demek istedi: Kazandığın para senin düşüncelerini ifade etme yolunda bir engel olacaksa, o para senin kendi hapishanen olur. Evet başarılı ol, para kazan ama aynı zamanda düşüncelerine sadık ol ve düşüncelerini açıkça ifade etme önünde engel tanıma. Kendini, kendi paranla dahi olsa satma!
Dr. Toss'un bu sözlerini hiçbir zaman unutmadım. Bu konuşma bana kılavuz oldu, hayatıma yön verdi. Hayatım boyunca felsefe merakımı hep canlı tuttum. Sayısız kitaplar okudum.
Hala okuyorum, felsefe okumaya doymuyorum.
Sonradan keşfettiğim felsefe ustalarından biri de Seneca... Milat başlangıcı yıllarında yaşamış bir Romali aristokrat.