"Kazandığı parayı bir şekilde harcaması lazım işçinin ki işçi olarak kalabilsin. Düğünler, özel günler bunun için var. Kaç yıllık kazancını bir düğünde harcıyor. Para demek zaman demek. Birkaç yıllık zamanı ile bir iki günü değişiyor. Sonra televizyonu açıp maç seyrediyor ve diyor ki: 'Futbolcular neden bu kadar çok kazanıyor?' Senin sayende kazanıyor. Sen izlersen kazanır. İzlemezsen kazanmaz. Dünyada belli miktarda para var. Bu para sende değilse nerede? Bunu düşünmelisin. Para kazanmak sıfırdan para yaratmak değildir. Paranın yer değiştirmesi demektir. Başkasının parası sana geçince sen para kazanmış olursun.
"Bir insanı mutlu ederek nasıl anlamlı bir şey yapmış oluyorum. Bir insanı mutlu etmek istememin sebebi o insanı mutlu etmekten mutlu olacak olmamdır. Yani esasında yine kendimi düşünüyorumdur. Bu da bu şeyi benim için ancak değerli yapabilir, anlamlı değil."
Koluna bir iğne batıracağız ve çok uzaklarda hiç tanımadığın biri mutlu olacak. Ama sana bunun ne bu dünyada ne başka bir yerde, hiçbir getirisi olmayacak. Ve verdiğin kararı hiç kimse bilmeyecek. Tanrı bile bilmeyecek. Öyle var say. Sen de hiçbir şey hatırlamayacaksın. Yani vicdan azabı veya kendini mutlu etme gibi bir durum da söz konusu değil. Hangi kararı verirsen ver her halükârda sabah yatağında hiçbir şey hatırlamadan uyanacaksın. Koluna iğne batırılmasını kabul eder miydin?
"Evreni aynı şekilde görenler, gördükleri şeye gerçek diyor. Farklı görenlere ise bizim gibi hasta deniyor. Gerçeği çoğunluğa kıyasla aynı görmüyorum diye hasta oluyorum."