Ben sakinliğimle mutluyum, kitaplarımla evliyim; umrumda olan tek şey kâğıtlarım, kalemlerim.
gerçekten de bu sözünde ne kadar doğru olduğunu sırf kitaplarını yazabilmek için sağlığını feda ettiğinde gördüm. bu kitap Marcel Proust'u tanımak, eserini yazarken nelerden ilham almış, bu zeka nereden geliyor diye düşünenler için derlenmiş bir kitap. Céleste Albaret yani Marcel Proust'un hayatının son 10 senesinde yer alan hizmetçisi -aslında tek dostu- tarafından Proust'a iftira atanlara daha fazla dayanamadığı için Proust'un ölümünden yıllar sonra gerçekleri açıklamak üzere konuşmaya karar vermiştir ve iyi ki de vermiştir. bu kadar naif bir yazarın dünyasına girmek, neler düşündüğünü bilmek ve eserlerini biraz olsun daha iyi anlayabilmek gerçekten harika bir duygu.
M. Proust hiçbir zaman sağlıklı bir insan olamamış fakat bu astım krizleri, üşümeler, çoğu şeye olan alerjileri, bitmek bilmez buhar tedavileri onun bu eserleri yazmasına engel olamamış. eserlerini bitirmek için, biraz daha olsun yazabilmek için hayata tutunmaya çalışmış bana kalırsa. ve 'son' sözünü yazdığında ölmemek için başka bir sebebi yoktu. çoğu zaman hiçbir şey yemeyen gerçekten aç bir şekilde yaşayan bir adam Proust. önem verdiği tek şey kahvesi, kağıtları, kalemleri. onun gündüzü gecesiydi. geceleri yazar, geceleri düzeltirdi. şuan eserlerini okurken okuduğum kelimeleri kaç kere düzelttiğini hayal bile edemiyorum.
Proust'un eserleri ne kadar ağır olsa da hayatımızın bir bölümünde okuma listemize dahil olmalı, onu tanımalıyız. kitaptan genel olarak bahsetmem gerekirse Céleste her şeyi o kadar güzel anlatmış ki, Proust'u ondan daha iyi tanıyan birisi yok, abisi bile. ayrıca çoğu yerinde duygulandım, bu kitabı Proust'u okumaya başlamadan önce tanımak için okumanızı da önerebilirim, okuduktan sonra
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!