Dostoyevski, dostlardan başkasına anlatılamayacak şeyler vardır, diye yazıyor; hatta bazıları dostlara bile anlatılmamalı; bunların arasında bir de insanın kendisine bile anlatmaması gereken şeyler var!
Son derece çarpıcı bir cümleyi not ettim: “Arzu edilenden çok arzulamaya aşığızdır.”
Bir tane daha: “Güvenlik içinde yaşamak tehlikelidir.”
Nietzsche bütün burjuva yaşamının tehlikeli bir yaşam tarzı olduğu görüşünde. Galiba kendi gerçek benliğimi kaybetme tehlikesi içinde olduğumu, kendi kimliğimi bulamayacağımı anlatmak istiyor. İyi ama kimim ben?
Freud'a anlattığı pasajı buldu ve okumaya başladı: " 'Psikolojik gözlem, yaşam yükünü hafifletebilmenin en uygun yollarından biridir.' Bir iki sayfa sonra yazar, psikolojik gözlemin tartışılmaz önemini şu sözlerle anlatıyor: 'İnsanlık, ahlaki tahlillerin göz önüne serildiği tablonun iğrenç görüntüsünden artık daha fazla uzak tutulamaz.' Birkaç sayfa sonra, büyük filozofların hatalarının insan eylemlerini ve duygularını genellikle yanlış açıklamaktan kaynaklandığına ve bunun sonucunda 'yanlış etiklerle, dini ve mitolojik canavarlar yaratıldığına' dikkat çekiyor."
" 'Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: Bu köprüyü geçip bana gelir misin? İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlarsam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de, artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın.' "