Eray Erdoğan

Bugün herkes eşyalarını açtı. Af çıkmadı. Televizyondaki amca yalan mı söyledi? Sultan Teyze diyor ki: Büyüklerimiz yalan söylemezmiş. Hem de yalan söyleyen adamı koskoca televizyona çıkarmazlarmış. Filiz güldü o zaman, "Az mı gördük televizyonda yalan söyleyenleri," dedi. Ben yalan söyleyince sen çok kızardın İnci. Zeynep de çok kızıyor. Zeynep'e sordum: "Yalan söyleyen adamı koskoca televizyona çıkarırlar mı?" Çıkarırlarmış. "Bana kızıyorsun yalan söyleyince. Ona kızmıyor musun?" "Biz o yalanlara kızdığımız için buradayız," dedi Zeynep. Sen de o yalanlara kızdığın için mi buradaydın İnci?
Sayfa 56 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Nuran yatağına yattı. Tavana bakıyor. "Hani işin vardı?" dedim. Kızdı bana. "Düşünüyorum ya, bu da iş," dedi. Düşünmek ciddi bir işmiş. Hatta Nuran'ı düşündüğü için atmışlar buraya. Öyle söyledi. "Yanına yatıp senle birlikte düşüneyim mi?" diye sordum. Güldü o zaman. Büyüyünce beni de içeri atarlarmış, çok düşünürsem. Sahiden atarlar mı İnci?
Sayfa 25 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu

Eray Erdoğan

, bir kitap okudu
8/10
·352 syf.·
16 günde okudu
·
2025 3. kitabı
Fahir Armaoğlu
8.5/10 · 253 okunma
Tarih, otoriter, totaliter ve köktenci fikirlerin, demokratik bir düzeni diktatoryal bir düzene, serbest bir tartışma ve milli irade yoluyla dönüştüğünü göstermiyor. Bu gerçek, terörizmi savunan ve kullananlar için peşinen kabul edilmiş olduğu için, terörizm, azınlık fikirlerinin çoğunluğa kabul ettirilmesinin tek şiddet metodu olarak kullanılmaya devam etmektedir ve bundan sonra da devam edecektir. Mamafih, bu, terörizm metodunun her zaman için başarısızlığa mahkûm olduğu veya olacağı anlamına gelmemektedir. Çünkü, bazen toplumlar, şaşkınlık ve dalâlet içinde kaldıklarında, azınlığın temsilcisi olan teröre teslim olabilmektedirler. 1979 İran İslâm Devrimi bunun çok klâsik örneğidir. Bu devrimin zaferi, bu devrimin karşısında yer alan bütün dâhilî ve haricî faktörlerin hatalarının ve gafletlerinin eseridir. Ümit olunur ki, Türkiye ve Türk milleti, 1979 yılında İran'da yapılan hata ve gafletlerin tekrarlayıcısı olmaz.
Sayfa 257 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Bunun dışında, Arap ve İslâm faktörlerine rağmen, bölge ülkelerinin maddî ve manevî yapıları da birbirinden çok farklıdır. Başkan Bush'un "4 Nokta" sının dördüncüsünde öngörülen, bölgenin doğal kaynaklarının yine bölgenin ortak refahı için paylaşılması tasarısı, Jules Verne'in romanlarının da ötesine giden bir hayal gücünü temsil etmektedir. Biz yine şuna inanıyoruz ki, "İsrail faktörü" Ortadoğu gelişmelerinde önemli rol oynayacaktır. Çünkü, bundan sonra İsrail'in amacı, bölgede kendisinden başka hiç kimsenin sivrilmesine izin vermemek olacaktır. Çünkü, nereden bakılırsa bakılsın, İsrail, imzaladığı bütün barışlara rağmen, bir "Arap Dünyası"nın ortasında yaşadığını daima göz önünde tutacaktır. Politikasını da buna göre çizeceğine göre, bunun Arap ülkeleri üzerinde tamamen etkisiz kalması da beklenemez. Bu sebeple, İsrail'in bundan sonraki "barış politikası", bundan önceki "barış politikası"ndan çok daha farklı nitelikli olacağı için, bu devlet, bundan sonra da Ortadğou'da zaman zaman patlak verecek birtakım krizlerin "itici gücü" olmaya devam edecektir. Kısacası, daha uzunca bir süre Ortadoğu'da istikrar beklemek, gerçekçi bir düşünce olmayacaktır. Bu durum Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir.
Sayfa 184 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Reklam