Eray

Eray
eppur si muove
İstanbul
63 kütüphaneci puanı
258 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Eğer tutkulu bir aşk yaşıyorsanız ve tutkunuzu göklere çıkarmak istiyorsanız, şiir okuyun. Ateşiniz geçtiyse ve gelişen ilişkinizi anlamak istiyorsanız, psikoloji okuyun. Ama eğer ilişkinizi henüz sonlandırdıysanız ve aşksız daha iyi hissettiğinize inanmak istiyorsanız da felsefe okuyun.
Sayfa 160·Kitabı okudu
Reklam
Tutkulu aşkı uyuşturucuya benzetirsek, eninde sonunda azalarak bitmek zorundadır. Hiç kimse ebediyen zirvede kalamaz; fakat şehirlerarası ya da ülkelerarası bir aşk yaşıyorsanız, ayda bir kez kokain alır gibi, her bir doz arasındaki çektiğiniz acı sayesinde madde etkisini sürdürür. Tutkulu aşk gidişatına bırakılıp keyfi sürüldüğünde gün gelir güçten düşer. Aşıklardan biri bu değişimi hisseder ve bu durum müşterek bir rüyadan uyanıp, uyuyan sevgilinizi salyaları akmış bir halde görmek gibi bir şeydir. Aşığın bir anda aklı başına gelir ve daha önce hiç fark etmediği kusurları ve hataları görmeye başlar. Sevgili, üzerine konduğu kaideden indirilir; zihnimiz değişimlere öylesine duyarlıdır ki duygu durumundaki bu değişim bir anda abartılı bir önem kazanabilir. “Aman Tanrım! Sihir bozuldu, artık ona aşık değilim.”
Sayfa 157·Kitabı okudu
Gerçek aşkın modern mitinde şunlar geçerlidir: Gerçek aşk asla sönmeyen ihtiraslı aşktır; gerçek aşkı bulduysanız o insanla evlenmelisiniz; aşk biterse, o insandan ayrılmalısınız; çünkü bu artık aşk değildir ve eğer doğru insanı bulabilirseniz, ebediyen gerçek aşkı yaşarsınız. Özellikle otuz yaşını geçtiyseniz, bu mite inanmayabilirsiniz ama Batı’da pek çok genç bununla büyür ve içten içe alay etse bile, gerçek aşk miti bilinçdışı bir şekilde zihinlerini ele geçirir. Ama eğer gerçek aşk, ebedi tutku olarak tanımlanıyorsa, bunun biyolojik olarak imkânsız olduğunu söylemeliyiz. Bu imkânsız durumu görmek ve aşkın onurunu kurtarmak için, tutkulu aşk ve dostça aşk arasındaki farkı anlamamız gerekir. Tutkulu aşk “müşfik ve cinsel duyguların, mutluluk ve ıstırabın, kaygı ve ferahlamanın, özgecilik ve kıskançlığın bir karmaşa içinde var olduğu çılgın bir duygu durumudur.”
Sayfa 155·Kitabı okudu
Erkekler ve kadınların çıkarları bir ilişki yaşarken her zaman çatışır, bu nedenle evrim teorisine göre çocuk yetiştirmek için en ideal uyum, aşk yaşayan çiftlerden beklenemez.
Sayfa 154·Kitabı okudu
İnsanın ortalama mutluluk düzeyinin büyük oranda kalıtsal olduğu buluşu, uyum sağlama ilkesiyle ilgili sarsıcı bir gerçeği gösterir: Uzun vadede, başımıza ne geldiği pek de önemli değildir. Şansımız yaver gitse de gitmese de, her zaman, büyük ölçüde genlerimiz tarafından belirlenmiş mutluluk düzeyine geri döneriz.
Sayfa 112·Kitabı okudu