Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiș, peşinden koşmak, erișmek, sahip olmak arsuzunu vermemiști. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamıș, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalıșmıștı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir șiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkânsızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?.. Niçin? Kimin için?