Şu yaşlı kadın içime sıkıntı veriyor. Yitik gözlerle, inatla, ısrarla yürüyüp duruyor. Görülmez bir tehlikeyle karşılaşacakmış gibi birden duruyor bazan. İşte penceremin altına geldi şimdi, rüzgâr eteklerini dizlerine yapıştırmış. Duruyor, atkısını düzeltiyor. Elleri titriyor. Yeniden yürümeye başlıyor: şimdi sırtı bana dönük. Zavallı ihtiyar teşbih böceği! Sanırım şimdi sağa, Noir yoluna sapacak. Yüz metre kadar yürümek zorunda. Bu yürüyüşle yüz metreyi ancak on dakikada alır. Demek böyle on dakika daha, alnımı cama yapıştırıp, ona bakıp duracağım. Belki yirmi kez duracak, yeniden yürüyecek, yeniden duracak...