Kitle, benim için çok zor olan İNSANLIK, o kitle sonunda kazanıyor galiba. Sorun her şeyin onlar için yinelenen bir gösteri olmasında sanırım. Tazelik yok içlerinde. Mucizenin kırıntısı yok. Kendilerini öğütüp duruyorlar, üstelik üstüme. Farklı bir şey yapan BİR insan görsem devam etmek için güç bulacağım kendimde. Ama öyle bayat, öyle kasvetliler ki. Heyecan yok. Gözler, kulaklar, bacaklar, sesler var ama... hiç. İçten içe pıhtılaşıyor, kendilerini yaşadıklarına inandırıyorlar.
Sadece kızarıklıklar için oraya gitmeye utanırım. Kan revan içinde insanlar olacak orda; trafik kazaları, bıçaklanma, vurulma, intihar teşebbüsü. Bende topu topu üç kızarıklık var.
İnsan kendini çok derin tahlil etmemeli, yoksa hiçbir şey yapamaz, yaşam durur. Bir kaya parçasının üstünde hiç kımıldamadan oturan bilgelere döneriz. Bu da ne kadar bilgecedir bilemiyorum. Aşikar olanı silerler ama bir şey sildirir onlara. Tek bir sineğin kendiyle düzüşmesi gibidirler bir anlamda. Kaçış yok, etki yok, etkisizlik yok. Kendimizi zarar hanesine yazmaktan başka çare yok: oynayabileceğimiz bir hamlemiz kalmamış. Mat olmuşuz.