Soğuk Savaş koşullarında üye ülkelerin savunulması amacıyla kurulan NATO, özellikle Soğuk Savaş sonrasında geçirdiği dönüşümle birlikte, giderek en güçlü üyesi olan ABD'nin küresel stratejik önceliklerine daha fazla angaje olmuş bir yapıya evrildi. Afganistandan Irak'a kadar uzanan süreçte ittifakın, esasen "ABD işgali" anlamına gelen ve yine onun liderlik ettiği askeri müdahalelere uluslararası meşruiyet zemini sağladığı ve ayrıca operasyonel yükü paylaştırarak müdahaleleri kolaylaştırdığı bugün yaygın bir kanaattir.
Trump, ABD'yi Epstein Dosyalarında ismi geçtiği için İran'la savaşa sürüklemişse, başka bir deyişle esasen İsrail'e yarayacak bir savaşta İsrail'in müttefiki olarak yer almış ise bu durumu nasıl yorumlamak gerekir? Belki de bu soruyu farklı bir açıdan sormak daha doğru olur: Epstein tek bir kişi midir? Yoksa büyük ve gizli bir organizasyonun görünen yüzü müdür? Bir suç makinesi olan ve birçok insanı suça bulaştırdığı anlaşılan Epstein bir devletin, açıkça ifade etmek gerekirse MOSSAD için çalışan bir ajan olabilir mi?
Fransız Senato üyesi Claude Malhuret, "Ne zaman Epstein Davası gündeme gelse bir yerlerde bombalar patlıyor ve dikkatler başka yöne çekiliyor" şeklinde konuşuyor.
Yahudilere göre Davut soyundan Mesih'in belirmesi sonrasında kendileri yeryüzünün efendileri olacaklar. Diğer uluslar ise onlara hizmet etmeye başlayacaklardır. Öyleyse Tanrı'nın kozmik programının gerçekleşmesine yardımcı olmak Vadedilmiş Topraklar üzerinde hâkimiyet kurmak, kaos yaratıp savaş çıkarmak ve geniş kitlelerin ölümüne yol açmak, Mesih'in doğum sancılarıdır.
İsrail'in saldırgan dış politikasını ve bunca kanlı eylemini organize eden Siyonist ideolojinin mensuplarına ve İsraile her koşul altında arka çıkıp destek olmanın "dini vecibe" olduğuna inanan Evanjelist çevrelere göre, yaşanan/yaratılan tüm kaosun, felaketlerin, katliamların, savaşların gerçekleşmesi mukadderdir. Bunlar, kıyametten hemen önceki zaman dilimi hakkında tanrı tarafından belirlenmiş ilahi planın gerekleridir. Tanrı, Yahudilere göre Hezekiel başta olmak üzere Tanah'ın pek çok pasajında, Hristiyanlara göre bu pasajlara ilaveten Yeni Ahit'in en son kısmını teşkil eden Vahiy Kitabı'nda insanoğullarına büyük bir Kıyamet Savaşı'nın (Armageddon) haberini çok zaman önce vermişti. Bu doğrultuda hem Yahudilerce hem de Evanjelist çevrelerce Mesih’in yeryüzüne dönüşüyle gerçekleşecek olaylarla birlikte ebedî kurtuluşun felaket senaryolarına bağlı olduğuna, yani savaş, kaos, istikrarsızlik, doğal felaketler ve kitlesel ölümler gibi gelişmelerin Mesih'in dönüşünü sağlayacağına yahut hızlandıracağına inanılmaktadır.