Biz yaşama sanatını hiç öğrenmedik. Ve bu sanatı bilmeyişimiz yüzünden, hayat bizim için tatsız tuzsuz bir şey haline geldi. Böylece biz de yaşam tarzımızı değiştirmek yerine hayatın kendisini yok etmeye çalıştık.
Gerçek olan insanın cehaletidir. Bu cehaleti kabul ettiğinizde ve "Ben bilmiyorum" sözünü aklınızdan çıkartmadığınızda, hayatla aranızdaki ilk duvar yıkılır.
Hayatta bazı şeyler dışarıdan ölçülebilir ama en önemli şeyleri, herhangi bir yöntemle veya teraziyle ölçmek mümkün değildir. Bazı şeylere dışarıdan değer biçilebilir ama önemli şeylere değer biçmenin belirli bir yolu yoktur. Öyleyse nasıl seçmeli, nasıl anlamalı, nasıl karar vermeli insan?
...anlamlı olan hiçbir şey kişi bütün hayatını onun için ortaya koymadan gerçekleşmez. Bir şey için ölmeye hazır değilse, içtenlikle yaşamaya hazır olamazsın. Ancak ölmeye hazır olan kişi yaşama nail olur.
Bir şey zorladığınızda, ona güç vermiş oluyorsunuz. Onu daha güçlü kılıyor, düşmanın içinizde, karanlıkta, gitgide sizi daha kırılganlaştırabileceği bir yerde saklanmasına izin veriyorsunuz. Halbuki o bilincinizdeyken aydınlıktaydı, siz de daha az kırılgandınız. Vazgeçiş baskılamadır.