“Ayaklarının altındaki kalplere mi bakıyorsun? Başını kaldır da gözlerini göreyim. Yok, yok, yemin ederim ki başka bir şey istemem, narin vücudun, yuvarlak yüzün, şuh saçlarınla, bunların üstünde uçuşan etkileyici gülümseyişinle o kadar ulaşılmazsın ki isteyemem…”
“Çünkü, âh çünkü sen yoksun sen; ve sen olmadıkça bütün bu güzellikler, hayatı sevdiren, yaşamak için sonsuz emeller veren güzellikler beni yıkılmış, yorgun bırakıyor; sen, sen ki kim ve nasıl olduğunu, nerede bulunduğunu bilmediğim halde hep senin için yaşıyorum, hep senin için, sana lâyık olmak için uğraşıyorum; sen ki ne vakit geleceğini bilmediğim halde bütün hayatım ortaya çıkışına sonsuz acı bekleyişten başka bir şey değil; bir gün geleceğini ve beni seveceğini, kendini çılgın bir aşkla bana sevdireceğini biliyorum; fakat gelmiyorsun, hâlâ gelmiyorsun.”