Erhan T.

Erhan T.
Aradım da kendimi hiç bulamadım. Seyreldi ömrüm kendi suyunda. Olta ben, balık ben... Erhan olamadım.
Hamal
Beü
Zonguldak
27 Nisan
66 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
"Kıyamet borusu çaldığında ben, elimde bu kitapla yüce yargıcın huzuruna çıkacak ve şöyle haykıracağım: Olduğum gibi görünmeye çalıştım. Gerek rezil ve sefil olduğum, gerekse asil ve iyiliksever olduğum zamanları tüm içtenliğimle gözler önüne serdim. İç yüzümü, tıpkı senin bildiğin gibi dışa vurdum. Ey ebedi Varlık! Kullarını etrafıma topla da itiraflarımı dinlesinler. Topla ki kederlerim karşısında inleyip çirkefliklerim karşısında utansınlar. Ve hepsi birer birer taht'ının dibine gelip, kalplerindekini aynı içtenlik ve dürüstlükle itiraf etsinler. Sonra da içlerinden biri çıkıp cesaret edebilirse 'Ben, bu adamdan daha iyiydim' desin."
Yorgunluk benim genel halim. Bana, “Nasılsın?” diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın “Yorgunum,” demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak “Yorgunum”. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum... Murathan MunganMurathan Mungan
Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum, Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı. Nurullah GençNurullah Genç
Sükut-ı hayal
Ayna kırıldı; hicret divanında gül soldu Papatya uçarı bir zakkum oldu Zamansız bir kavgadır şimdi tenhada ömür. Direniyorum.. Nurullah GençNurullah Genç
İsmet Özel bir kitabında çocukken ressam olmak istediğini ama boyalar çok pahalı olduğu için şair olduğunu anlatıyordu. Bazen rotamızı mahrum bırakıldıklarımızla çizeriz. Mahrumiyet sandığımız bir bağışlamadır aslında. Bazen taş engel değildir, bizi doğru yoldan gitmeye sevkeder.