Ekim geldi,
Yağmur geldi,
mevsim
derken kış...
Giysiler gibi eskittim kendimi de...
Hercai dille avuturken düşlerimi,
işte yaz bitti.
Bir bakış yetti,
uçarı gençliğimin çekip gitmesine...
Hey gidi gençlik,
oturmuş gülüyorsun!
Gül...
“Varsın birkaç keşke’yi daha layık görsün hayat, bize.
Varsın hayatın hep yalnız tarafında olalım.
Varsın herkes değişsin,
herkesleşsin,
Biz yine de aynı kalalım.
Yanlış olmaktansa yalnız olalım bir köşe başında.
Herkese her şeye inat,
bu hayatı İNSANCA
yaşayalım!..”
Edip Cansever
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.