Erhan T.

Erhan T.
Aradım da kendimi hiç bulamadım. Seyreldi ömrüm kendi suyunda. Olta ben, balık ben... Erhan olamadım.
Hamal
Beü
Zonguldak
27 Nisan
66 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Sen mavi düşlerinin beyaz yoldaşı ile boş bardağına sıcacık bir çay ararken gecede, ben senden ötesine muhabbetsiz kalan bir grilikde bekleştim öylece.. Sen sonbahar yağmurlarının yıldızları sakladığı o üryan karanlıkta yolunu aydınlatacak bir mum yakarken geceye, ben senden ötesine ışıksız kalan bir karanlıktım sadece.. Sen yamaçlardan sesini dalga dalga salarken semaya,ben yine senden ötesine suskun kalan bir çığlıktım senlice..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüz Karası Değil, Kömür Karası.
“Güneşli bir günde Masmavi göreceğiz Karadeniz’i Balkaya’dan Kapuz’a kadar, Karış karış biliriz bu şehri; EKİ’nin çiçekli bahçeleri, Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla; Paydos saatlerinde yollara dökülen, Soluk benizli insanlarıyla. Siyah akar Zonguldak’ın deresi Yüz karası değil, kömür karası Böyle kazanılır ekmek parası…” Türk şiirinin usta kalemi , Orhan Veli Kanık memleketimi böyle anlatmıştı… Nasıl yakıcı, nasıl sarsıcı bir şiirdir!.. Ama asıl sarsıcı olanı bu kaderi yaşayanlardı. Yalnızca Zonguldak’ın dereleri değildi siyah akan, insanların gözyaşı da siyah akıyordu. Değiştiremedikleri, değiştiremeyeceklerini düşündükleri kara yazılarının dışa vurumu işte böyle bir şeydi. Her sabah evden vedalaşır gibi ayrılmak öyle ağır gelirdi ki madende çalışanlara; kim bilir belki de daha çocukları uyanmadan kapıdan çıkmayı bu yüzden tercih ediyorlardı… İnsan günde kaç kez ölümü düşünür? İnsan her sabah ölümün peşinden gider mi? Bu meydan okumaya, bu direnmeye, ama aynı zamanda bu teslim oluşa “ekmek parası” diyorlardı. Ekmek Parası!
Ne duyarsanız hayatınız değişir? Bir yalan, kendi sessizliğiniz, vicdan azabı, içli bir şarkı? Neyi duymazsanız hayatta kalırsınız ya da? Duyduğunuz için pişman olduklarınız, söylediğiniz için pişman olduklarınızdan çok mu? Kalbiniz bazen sorunun cevabını bulamaz ya, cevap gerçekten yok mu?
Geceler yalnızların üstüne kabus gibi çökermiş. Yalnızca yalnızların mı? Çabuk büyümüşlerin, çocukluğu eksik kalmışların. Babası eksik sevmiş, annesi eksik yaşamışların. Oyuncaklarını doya doya oynayamamışların. Bayramlık elbiselerini doya doya giyememişlerin. Eksik sevilmişlerin, yanlış sevmişlerin. Aldatılmışların, ihanete uğramışların, ölüsü çok olanların. Kendisiyle hesaplaşması bitmemişlerin, umudunu yitirmemişlerin gecesi zifiri karanlık olurmuş… Yarası kabuk bağlamamışların, hala döner diye bekleyenlerin… Susanların, kağıda içini kusanların, içini iki kadehe akıtanların, boğazındaki düğümü çıkarmaya çalışanların uzun olurmuş gecesi. Hatta derler ki, sırf birisi “iyi geceler” demediği için iyi geçmeyen geceler vardır… İyi geceler.
Ben pencereden bakarken Kimseler ölmemişti Ölüm diye bir şey yoktu ki Hilmi Bey Var mıydı?- Yüzümden bir şeyler aktı aktı İçim de menekşelendi Hilmi Bey Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk Hiçbir yere gitmiyor. Edip Cansever