Geceler yalnızların üstüne kabus gibi çökermiş. Yalnızca yalnızların mı? Çabuk büyümüşlerin, çocukluğu eksik kalmışların. Babası eksik sevmiş, annesi eksik yaşamışların. Oyuncaklarını doya doya oynayamamışların. Bayramlık elbiselerini doya doya giyememişlerin. Eksik sevilmişlerin, yanlış sevmişlerin. Aldatılmışların, ihanete uğramışların, ölüsü çok olanların. Kendisiyle hesaplaşması bitmemişlerin, umudunu yitirmemişlerin gecesi zifiri karanlık olurmuş… Yarası kabuk bağlamamışların, hala döner diye bekleyenlerin… Susanların, kağıda içini kusanların, içini iki kadehe akıtanların, boğazındaki düğümü çıkarmaya çalışanların uzun olurmuş gecesi.
Hatta derler ki, sırf birisi “iyi geceler” demediği için iyi geçmeyen geceler vardır…
İyi geceler.