Hayatı evlenmekten ibaret sananlar, ne kendini tanır ne yaşamı anlar. Bir yüzüğün hayatı değiştireceğine inanmak, boş bir zihnin son umududur. Kendine yetemeyen, duygularını taşıyamayan biri, evlilikle sadece kendi yükünü başkasının sırtına yıkar. Bu yüzden her ilişkisi ya kırılır ya küflenir. Çünkü evlilik bir mutluluk kaynağı değil, bir aynadır; içine bakmaya cesareti olmayan, o aynayı süslemeye kalkar. Evlenince düzeleceğini sananlar, çürümüş bir yapıyı duvakla örtmeye çalışır. Ama unutma; süslediğin çöküntü, törenle kutsanmaz. Önce kendini tamamla.Yoksa senin aradığın eş değil, kaçış… Ve herkesin kendi cehennemiyle evlendiği bu dünyada, sen hâlâ cenneti bir düğün salonunda arıyorsun.