b

... araba Brooklyn Köprüsü'nden geçerken Miles nehrin karşı yakasındaki büyük binalar bakıyor, artık olmayan, yok olan, yıkılan, yanan binaları düşünüyor, yok olan binaları ve yok olan elleri düşünüyor ve hiçbir gelecek yokken gelecek için umut beslemeye değer mi, diye düşünüyor; kendi kendine bundan sonra bir şeyler umut etmeyi bırakacağını, sadece şimdi için, şu an, geçip gitmekte olan bu an için yaşayacağını söylüyor, burada olan ve olmayan şimdi, sonsuza kadar kaybolmuş olan şimdi.
Sayfa 273
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sinir krizleri artık gündemden düştü. Tekrar o krizlere teslim olamaz; ne var ki kendisini burada ve bu anda tutabilmek için elinden geleni yapmasına karşın, içindeki baskı yeniden baş gösteriyor, eski panik anlarını, gırtlağının düğümlenmesini, kanının damarlarındaki akışının giderek hızlanmasını, kalbinin sıkışmasını, nabız ritminin bozulmasını yeniden hissetmeye başlıyor. Bir keresinde Dr. Burnham'ın tanımladığı gibi, nedensiz korku. Ellen kendi kendine öyle olmadığını söylüyor: Bu, yaşamadan ölmek korkusu.
Sayfa 101
Yaşamın gerçekleri değişmez. Yaşarsın, sonra da ölürsün. Bir kadının bedeninden dünyaya gelirsin, doğduktan sonra sağ kalmayı başarırsan, yaşamını sürdürebilmen için annenin seni besleyip bakması gerekir ve doğduğun andan öldüğün ana kadar başından geçen her şey, içinde kabaran her duygu, her öfke patlaması, her ihtiras dalgası, her gözyaşı, her kahkaha, ömrün boyunca hissedeceğin her şey, ister mağara adamı ol, ister astronot, ister Gobi Çölü'nde, ister Kuzey Kutbu'nda yaşa, senden önce yaşamış herkesin hissettiği şeylerdir.
Sayfa 73
Neden kendisini bu fotoğrafları çekmek zorunda hissettiğini bilmiyor. Bunun boşuna bir uğraş olduğunun, hiç kimseye bir yarar sağlamayacağının farkında; ama yine de her eve girişinde eşyaların kendisine seslendiğini, artık orada olmayan insanların sesiyle konuşarak kaldırıp atılmadan önce son bir kez kendilerine bakılmasını rica ettiklerini seziyor.
Sayfa 13
Ey ölümlü, bütün şartlanmaların arasında beni en hayrete düşüren ve içime korkular salan, aklına düştüğü anda kendi çaresizliğinin sırtını okşamaya, seni yöneten endişelerinin üzerini örtmeye, daha doğrusu ölüm düşüncesini silmek için telaşlı olmaya eğilimli görmektir.