Pazar günü paylaşımımda kulağını çınlatıp çınlatıp yer vermeseydim açık ara haksızlık yapacaktım, hem kendime hem #Auster'a …
Melankolik adam...
Kaybedip kaybedip acıdan kendini kanırtıp yaralarına tuz basarken karındeşen, yazdığı karakterlerin illâ birinde kendini ifşa etmekte huzur bulan #loser
Bir başucu kitabı değil, tek atımlık …
Haa, ben topuğuma sıkmak istiyorum diyorsanız o başka!
Amerikan toplumunun 3 kuşaklık, 70-80 yılının #zraporunu veriyor. Bittabi, #karmakarışık bir kurguyla…
Örüntü, üvey ağabeyini kaza sonucu öldüren kahraman ile başlayıp Sunset Park'a taşınma süreci, öncesi ve sonrası şeklinde devam ediyor.
Hayatına dahil olan ev arkadaşları - ki her birinin analizini didik didik yazmış- ailesi, ve sosyal hayatıyla #kırkyama yani...
Ekonomik krizin zirve yaptığı dönem ana sahne. Arka planda ise, savaş kuşağı mağdurları ,ince bir nüansla #hayatımızınengüzelyılları filmiyle anılmış.
Hayatının aşkına, aynı yerde, aynı kitapla rastlamış olduğu bölümde #muhteşemgatsby ile süper bir metafor var, hakkını teslim etmem lâzım.
Tabii, Amerikan Edebiyatı'nı da araya sıkıştırdığı Beckett’in #mutluyılları , #lee'nin #bülbülüöldürmek 'i, ve #miller 'ın #klimalıkabus'unu da unutmamalıyım.
Hülasa; yine , aşkın, sanatın ve herşeye rağmen hayatta kalabilmenin #mucize sini anlatıyor.
Sunset ParkPaul Auster Dinlemek isteyene...
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Yazarla ilk bu kitabı ile tanıştım. Kitap ve karakterlerle verilmek istenen mesajlar, alınan kararlar ve gidilen yol genel olarak güzel geldi bana, akıcı, sürükleyici bir kitap ama okunmasını tavsiye etmediğim bir kitap. Zira içinde okunmaması gereken benimde bir çok yerini atlayarak okuduğum kısımlar çok. Gereksiz ve anlamsız betimlemere , kişilerin çok gereksiz ve mahremiyetin dışında düşünce ve tavırlarına yer verilmiş . Bence bu çok can sıkıcı ve anlamsız. Bunlar olmasaydı ve verilmek istenen mesaj sadece kitaptaki karakter Miles Heller'in ve çevresindeki kişilerin olayı ile anlatılmıs olsaydı çok daha iyi olabilirdi.
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Daha evvel okuduğum Paul Auster kitaplarına nazaren farklı bir anlatımı vardı. Otobiyografik tarzda yazılmış kitabımız Miles Heller etrafında dönmekte ve onun hayatına giren insanların karakterleri incelenmekte. Yani anlayacağınız kitabın net olarak açıklanabilecek bir kurgusu yok. Paragraflar dolusu gereksiz detay ve her karakterin özel yaşam alanlarının ifşası bence fazla can sıkıcıydı. Yapılan beyzbol muhabbetleri, doktor tezi için seyredilen filmin kritiği baygınlık uyandırdı diyebilirim. Her ne kadar Auster’ı bayılarak okuyan bir okur olsam da Sunset Park’ta bu hissi yakalayamamış olmak hayal kırıklığı yaşattı bende. Tabi zevkler görecelidir zira herkesin tat alma duyusu farklı gelişmiştir…
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Bir olay var, tüm karakterlerin ağzından dinlediğimiz, gerçekçi, hüzünlü, basit ve yaşanabilir bir olay. Yazar, okura tüm çerçevelerden baktirabilmeyi amaçlamış olmalı ve bunu başardığını düşünüyorum. Bir örgünün etrafında yaşayan farklı kişilerin farklı yaşamlarıyla, bambaşka ağızlardan dinlediğimiz tema, tek bir durum karşısındaki sonsuz his sarmalının içine sokuyor okuyucuyu. Daha belirgin bir son olmaması ise kitabı daha da güzel kıldı benim için, tüm karakterler için ayrı bir son kurguladım kafamda. Gayet başarılı, okunmaya değer bir kitap, yer yer sıksa da (özellikle beyzbol betimlemelerinde) sonunu merakla beklediğim ve beklediğim sonu elde edemediğim, bu nedenle sevdiğim bir kitap oldu.
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Miles Heller, üvey kardeşinin ölümünden duyduğu suçlulukla okulunu, evini, hayatını terk ederek farklı işlerde çalışır; farklı şehirlerde yaşar yedi yıl boyunca. Florida’da henüz 17 yaşındaki Pilar ile tanışır ve sevgili olurlar. Pilar’ın ablasının şantajı üzerine hem ailesiyle olan sorunlarını çözmek hem de Pilar reşit oluncaya kadar uzak durmak için New York’a döner. Uzaklardayken ailesinden haber almak için iletişimde kaldığı Bing Nathan ve arkadaşlarının işgal ettiği terk edilmiş Sunset Park’taki evde yaşamaya gelir. O işlerini yoluna koymaya çalışırken başına gelenler geri dönülemez olaylara sebep olur.
Hikaye güzel ve akıcı ama öyle unsurlar var ki okumayı zorlaştırdı. Öncelikle hikaye altı karakterin bilinç düzeyinden anlatılıyor. Diyaloğun çok çok az olduğu; olayların hızlı aktarıldığı bir hikaye. Bunun yanı sıra kahramanların geçmişleri ve duygu durumları uzun uzun anlatılıyor. Geri planda ekonomik kriz, ABD, New York, beyzbol, resim, müzik, sinema, edebiyat ve daha birçok konu var.
Beyzbol Paul Auster romanlarının vazgeçilmezi; Sunset Park’ta da beyzbol hayranlarının bayılacağı çok sayıda hikaye var. Ama benim gibi beyzbola sıfır ilgi duyan birine fazla geldi. Amerikan Futboluna bile daha fazla ilgi duyabilirdim ama beyzbolun hiçbir karşılığı yoktu. Başka bir spor merkeze alınsaydı ve benzer hikayeler anlatılsaydı bayılırdım eminim.
Kitapla ilgili bir diğer sorunum da noktalama işaretleri oldu. Çevirmen sanki noktalı virgülü unutmuş; bol virgüllü upuzun cümlelerle dolu roman. Konsantrasyonu bozucu bir unsur oldu bu durum.
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
İnsan kaderinden kaçamıyor. Evet, nereye giderse gitsin ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın kader sizin gölgeniz gibi nefesini ensesinde hissediyorsunuz. Miles, çocuk yaşta yaptığı hatadan kaçmak belki kaderinden kaçmak için adım atar. Kurduğu hayaller ve planlara karşı hayatın ona karşı planı vardır. Kitap amerikan kültürüne, yozlaşmış amerikan aile yaşamına göndermeler yapmaktan çekinmiyor. Sunset Park kitabını okumaya başlamadan önce bu kadar iyi kurgulanmış bir roman olacağını tahmin etmedim. Yazarın daha önce Yanılsamalar kitabı isimli romanını okurken bir kıvılcım hissettim, fakat beni tam anlamıyla sarmadığını söylemeliyim. Fakat Sunset Park beni içine aldı ve tatmin etti. Okurken sanki bir Hollywood filmi izler gibi sizi içine alıyor. Biraz araştırmayla kitapla ilgili pek yorum ve inceleme göremedim ve doğrusu şaşırdım. Bu incelememden sonra bir kişiyi bile teşvik etsem iyidir.
Yine iç içe geçmiş pek çok karakter ve sıçramalarla dolu, dünya ne kadar da küçük dedirten klasik bir Paul Auster yapıtı. O bir karakter ustası. Okurken karakterleri anlıyorsun, davranışlarının altında yatan etmenleri... Hem bunu öyle uzun uzadıya çözümlemelerle okuru sıkarak da değil sezdirmelerle yapıyor ve kahramanı hissediyorsun, kendinmiş gibi tanıyor ve anlıyorsun.
Son okuduğum bundan önceki üç kitabında ‘Paul Auster ne yazsa okurum.’ algımın aldığı yaraların telafisi gibi oldu Sunset Park.
Genel okur puanlarından düşük not alsa da, çok akılda kalıcı olduğunu düşünmesem de okurken keyif aldım ben. Çevirmenin hakkını da teslim etmek gerekir.
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Paul Auster'ın okuduğum ilk kitabi. Küçükken yaşadığı bir travmanın etkisiyle ailesinden uzaklaşan Miles'ın kaçak olarak bir evde arkadaşlarıyla yaşadıklarını konu edinmiş kitap. Paul Auster modern yazarcilardan. Kullandığı dil yalin, olay örgüsü ise kitapta yer alan bütün karakterler üzerinden aktarılmış. Bütün karakterler ayrı ayrı bölümler halinde geniş olarak okuyucuya sunulmuş. Modern yaşamdan kesitler sunulmuş, aynı evde farkli kisilikleri ortak paydada buluşturmuş yazar. Beklentilerimden uzak kaldi kitap. Hani okurken beni benden alacak yetkinlikte değil bence. Belki de kendimden bir seyler bulamadigim icindir.
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Kitap bir çocukluk travması sebebiyle her şeyden uzaklaşan Miles Heller'ın etrafında dönüyor diyebiliriz aslında.
Yazar, hikaye örgüsünü öyle güzel örmüş ki, hikayeyi farklı karakterlerin pencerelerinden, farklı hislerle aktarmış bize. Aynı öyküyü farklı insanlardan dinleyip, farklı hislere kapılmak gibi. Lakin bazı yerlerde yapılan fazlaca ve gereksiz betimlemeler biraz sıkabiliyor okuru. Beyzbolla ilgili olan uzun paragraflar beni sıktı mesela.
Paul Auster, bize aşkı, pişmanlığı, umudu, dayanışmayı, acı çekmenin çeşitli hallerini, sevginin iyileştirici gücünü, tüm bedenimizde hissedilen sızıyı, sanatın gücünü, aileyi ve tabii ki her şeye rağmen hayatta kalmanın verdiği mutluluk hissini anlatıyor.
Okunası bir kitap...
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Son zamanlarda okuduğum en sıkıcı kitaplardan biriydi. Pek çok yerde konuşar gereksiz yere uzatılmış. Kitabın sonu havada bırakılmış. Tek iyi yanı çevirmenin başarısıydı.
Sunset ParkPaul Auster · Can Yayınları · 2011634 okunma
Paul Auster (3 Şubat 1947, Newark, New Jersey - 30 Nisan 2024, Brooklyn, New York, ABD) ABD'li roman yazarı, şair ve senarist.
Paul Auster, 3 Şubat 1947'de New Jersey'de, Polonya'dan ABD'ye göçmüş Yahudi bir ailede doğdu. Annesi bayan Queenie Auster, babası ise hukukçu bay Samuel Auster'dı. South Orange, New Jersey ve Newark'da büyüdü. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan, 1971-1974 yılları arasında Fransa'da yaşadı. İlk evliliğini Amerikalı yazar Lydia Davis ile yapan Auster, 1981 yılında, bir başka tanınmış Amerikalı yazar Siri Hustvedt ile evlendi.
Geleneksel kitap konularının dışına yüksek bir başarıyla çıkıp, yaratıcılığın sınırlarını genişletebilmiş olan Auster'in başlıca yapıtları arasında New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Duman, Görünmeyen, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam bulunuyor. Auster'in yazarlığa ilk başladığı yıllardaki sıkıntılı günlerinde Paul Benjamin imzasıyla yayınladığı bir de polisiye romanı vardır. Bu roman yazarın otobiyografik romanı 'Cebi Delik' in eki olarak yayınlanmıştır. Can Yayınları tarafından Seçkin Selvi 'nin çevirisiyle 'Köşeye Kıstırmak' adı ile 2000 yılında Türkçeye kazandırılmıştır.
2006 yılında İspanya'nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü'nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26'ncısı düzenlenen "Asturias Prensi" ödüllerinde, aralarında Orhan Pamuk 'un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti.
Yazarın Duman (Smoke) ve Surat Mosmor (Blue in the Face) isimli senaryoları ünlü yönetmen Wayne Wang tarafından filme çekilmiştir. Daha sonra Lulu On The Bridge ( Lulu Köprüde) İsimli kitabını da kendisi filme çekmiş, hem senarist hem de yönetmen olarak yapıtın tüm aşamalarında bulunmuştur. Film hakkında yaptığı bir söyleşide kendi yazma biçimi üzerine konuşurken Peter Brook'un bir röportajından alıntı yaparak işlerinde mitlerin uzaklığıyla gündelik yaşamın sadeliğini kaynaştırmaya çalıştığını söylemiştir.
Ödülleri
2006 - 26. Asturias Ödülü - Edebiyat