Peki ama yalnızlığın tedaviye ihtiyacı var mıdır? Elbette ki içsel yalnızlık, yalnızlık arzusu, ruhun yalnızlığı sonsuzluğa ve umuda açıklık mahiyetinde olduğundan tedavinin kendisi olmaktadır: Bunlar, acı ve ıstırap içinde yaşayan kimseler için yardım kaynağıdır.
Kökten bir şekilde pşisik kökenli olan, ancak biyolojik hayata yansımaları olmayan insan acıları da vardır; en sık rastlanan acılar da bunlardır ve günümüzün anlayışsızlığa, kayıtsızlığa ya da sadece aceleciliğe ve bireyselliğe kapılmış ailevi ve sosyal ilişkilerinde gitgide yayılmaktadır; ve bu tür acılar için herhangi bir ilaç terapisi yoktur…
Doğal olarak ki, içsel yalnızlığın, sonsuzluk arayışı mahiyetindeki yalnızlığın, tefekküre dalan ruhun, dışarıdaki hayatın yaygın sıradanlıklarından kaçış anlamındaki yalnızlığın bir tedavisi yoktur.
Yüzden okunabilecek şeyler o kadar çoktur ki, zaman zaman her şeyin okunabileceği düşüncesine meyledilir. Şayet insan dünyanın özetiyse, yüz de insanın özetidir.
Psikiyatri budur: İki yalnızlık arasındaki tedavi gören ile tedavi edenin yalnızlığı arasındaki diyalogdur; bu ikisi aynada yansıma oyunu oynar ve oyun, ancak hastalık ortadan kaybolduğunda sonlanır.