Eren

Defalarca okuduğu halde bir türlü elinden bırakmak istemediği bu kitap, ünlü Türk yazar ve şair Nazım Hikmet'e aitti ve Arapçaya "Hayatın aynası: Hapishane" adıyla çevrilmişti. Nazım'la özdeşleşmiş gibiydi, onunla pek çok benzer tarafları vardı. O da Semir gibi inancı uğruna genç yaşta hapse düşmüş ve aylarca tek kişilik hücrelere kapatılmıştı. Kendisi hapiste olmasına rağmen şiirleri halkın dilinden düşmüyor, ülkesinin sınırlarını bile aşıyordu. Picasso, Sartre, Bertrand Russell, Luis Aragon, Pablo Neruda, Bertold Brecht ve benzeri dünyaca ünlü nice yazar ve şair, onun hapse atılmasını protesto etti. Nazım Hikmet 13 yıl hapis yattı. Hapisten çıktığında kalp hastalığına ve zatürreye yakalanmıştı. Semir kitabı ranzasının üzerine bırakıp hayallere daldı. Özgürlüğünü düşünüyordu.
Sayfa 108 - Feta Yayıncılık
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1920'ye gelindiğinde New York 1.640.000 Yahudi nüfusuyla, dünyanın en büyük Yahudi ve Aşkenaz şehri olmuştur. Buna paralel olarak en büyük Aşkenaz basınına sahip olan şehirde günde 600.000 adet Yahudi gazetesi satılmaktadır. Medyanın stratejik gücünü herkesten iyi bilen Yahudiler, kısa bir süre içinde İngilizce yayın yapan ulusal basına da hâkim olmuşlardır. Adolph Ochs 1896'da New York Times'ın çoğunluk hissesini ele geçirdikten sonra damadı Arthur Hays Sulzberger ile New York Times'ı yönetmeye başlamışlar, David Stern ve Dorothy Schiff New York Post'u işletmişlerdir. Bunları Washington Post ve başka medya kurumları izlemiştir.
Sayfa 105 - Şira Yayınları
Alıntı
Avrupa'daki birçok kraliyet ailesi ve çevresindeki soylu ailelerin mali işlerini yürütmüş ve onlara finansman sağlamıştır. Bu aynı zamanda Avrupa'daki hükümetlerin hazinelerinin de yaklaşık 300 yıl boyunca Yahudi bankerlerin kontrolü altında olması anlamına gelmektedir ve dünya tarihini derinden etkilemiştir. Saray Yahudisi geleneği aslen Orta Avrupa'da isimlendirildiği dönemden önce, 1400'lü yılların sonlarına doğru İber Yarımadası'nda başlamıştır. İspanya'da Aragon ve diğer bazı şehir devletlerinin kralı olan II. Ferdinand, sarayının maliyecileri olarak iki Converso'yu, Luis De Santangel ve Gabriel Sanchez'i görevlendirmiştir. 1492'de Yahudilerin İspanya ve Portekiz'den kovulmalarından bir süre sonra Saray Yahudisi geleneği Orta Avrupa'da daha kalıcı bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Sayfa 77 - Şira Yayınları
Alıntı