Çağdaş insan işlerini hızla yapmazsa bir şey -zaman- yitirdiği kanısındadır, fakat kazandığı zamanla ne yapacağını bilemez, o zamanı öldürmekten başka yolu yoktur.
Ne var ki burada önemli olan çağdaş insanın iş saatleri dışında öz disipline çok az sahip olmasıdır. Çalışmadığı zamanlar aylaklık etmek, rahatlamak, daha yerinde bir deyimle "gevşemek" istemektedir. Bu aylaklığa duyulan istek programlı yaşama bir tepkidir; insan her gün sekiz saat amaçlamadığı biçimde tüm enerjisini harcamak zorunda kalırsa başkaldırır ve bu isyankarlığı çocuksu bir kendi isteklerine düşkünlük biçimini alır.
Çağdaş insan kendini metaya dönüştürmüştür, yaşama gücünü en fazla kar getirecek bir yatırım olarak görmekte, kişilik pazarında yerini almaktadır. Kendisinden, diğer insanlardan ve doğadan kopmuştur. Artık dileği, hünerlerini, bilgisini ve kendisini yani "kişilik paketini" alışverişin kendisi gibi dürüst ve karlı olmasını isteyen biriyle değiştirmektir. Yaşamın ilerlemekten başka amacı, karlı bir alışverişten başka ilkesi, tüketmenin dışında başka doygunluğu yoktur.
Bir başka hasta sevgi biçimi de insanın kendi sorunlarından kaçmak için izdüşümü metodunu kullanarak "sevdiği" insanın eksik ve zayıf yanlarıyla ilgilenmesidir.
Sık sık rastlanan "büyük aşk" diye anlatılan (ve çoğunlukla filme ve romanlara konu olan) bir yalancı sevgi biçimi de putlaştırıcı sevgidir. Eğer kişi kendi güçlerinin üretici bir biçimde dışarı taşmasıyla bir özdeşlik, bir Ben'lik duyacak düzeye gelmemişse, sevdiği kişiyi "putaştırmak" ister. Kendi güçlerine yabancılaşmıştır, onları sevdiği kişide arar, ona tapar, onu tüm mutluluğun, ışığın, sevginin kaynağı olarak görür. Bu süreçte kendini tüm güçlerinden yoksun bırakır, sevdiği kişide kendisini bulacağı yerde onda kendini yitirir. Hiçbir put kendisine tapan kişiye kendinden beklenenleri veremeyeceği için geçen zamanla birlikte başlanır. Bu tür putlaştırıcı sevgide özellik, sevginin birden doğması ve ilk anlarda çok şiddetli olmasıdır. Putlaştırıcı sevgiler gerçek büyük sevgilermiş gibi tanımlanırlar, oysa bir yandan sevginin yoğunluk ve şiddetinin derinliğini ifade ederken diğer yandan puta tapanın açlığını ve umutsuzluğunu gösterir. İki kişinin birbirlerine tapmalarını ender görülen bir şey olmadığını söylemeye gerek yok. Bazı hallerde bu tutum uç noktaya vararak bir follie a deux, iki kişilik çılgınlık halini alır.