Bu kitabı okuyalı bir yıl oldu ama şimdi bu kitabı tekrar profilimde görünce yazmak istedim. Bu kitabı bulan olursa okumasın. Bu adam meslekten birisi değil. Bilgileri eksik ve yanlış. İklim modellerinden bihaber. İklimin önce ısınıp sonra soğuyacağını söylüyor. Hangi iklim modelini kullanmış bilinmez. Bu konudaki daha iyi yazılmış kitapları okuyabilirsiniz. Küresel Isınma veya mikdat kadıoğlunun herhangi bir kitabını alıp okuyabilirsiniz bu konuda.
Havaya olan merakınızı kesinlikle artırabileceğini düşünüyorum herkesin hakkında bir fikri bulunduğu havaya karşı sizin de fikriniz değil bilginiz olsun.
İvan İlyiç hasta yatağında ölümü beklediği sırada kendi hayatında kendine yer olmadığını fark eden bir adamın hikayesidir. İvan İlyiç “başarılı” bir yargıçtır. Evliliğinin başlarında mutlu olsa da sonrasında karısının farklı yüzüyle karşılaşıp evliliği de mutsuz bir hal alır.
“İvan İlyiç’in hikayesi basit ve herkesin yaşadığı gibi en fecilerinden biriydi.” Kitaptaki bu bölüm bile birçok şeyi açıkladığını düşünüyorum. Birçoğumuz toplum tarafından dayatılan hayatı yaşıyoruz ve birçoğumuz bunu hiç fark etmezken birçoğumuz da İvan İlyiç gibi ölüm yatağında fark ediyoruz.
Hepimiz öleceğimizi bilsek de içten içe hiç ölmeyeceğimiz inancını benimsiyoruz. Tolstoy bunu kitabında harika bir şekilde anlatmış. “ “Gaius (bir roman karakteri) bir insandır. İnsanlar ölümlü olduğuna göre Gaius da ölecektir.” Ama İlyiç bunu kendisine uygulamayı doğru bulmuyordu. Gaius sıradan bir insan olduğu için bu hüküm doğruydu. Ama İlyiç Gaius olmadığı gibi sıradan bir insan da değildi. O, öteden beri bambaşka herkesten apayrı varlıktı.”
İlyiç öleceğini anladığı zaman büyük bir umutsuzluk yaşar. Ama unutmayalım “hayat umutsuzluğun diğer tarafında başlar” ve “ölüm korkusu içinde yaşanmamış hayatlarla ölme korkusudur”. İlyiç gibi geç olmadan bu umutsuzlukla daha erken yüzleşmemiz ve hangi hayatı yaşamak istediğimizi kendimize sormamız gerekir.
Bu kitabı okurken beni gereksiz mesleki terimler ve fazlaca bilgiyle sıkmasını bekleyerek okumaya başlamıştım ama kitap çok anlaşılır olmasının yanında içerdiği bilgiyi iyice özümsetmeden diğer bilgileri vermiyor. Bir felsefi ekolün psikiyatrik bir ekole dönüşmesi ise ayriyeten güzeldi. Kitap psikolojik verdiği bilgilerin yanında felsefi öğretileri de hayata entegre etmesi yönünden de oldukça besleyiciydi. Kitap dopdoluydu ve bana çok şey kattı, belki bu benim psikoloji alanındaki cahilliğimden kaynaklanıyor olabilir ama bu kitabı okuyan birçok insanı da oldukça etkileyebileceğini düşünüyorum. Ayrıca Yalomun klasik kitabı olan "Nietzche Ağladığında" kitabından önce bu kitabı okumanın da o kitabı daha kolay anlaşılabilir kılacağını düşünüyorum (tabiki nietzche ağladığında kendi başına da çok harika bir eser)
"Nice kişi, salt bilgisizlikten, uyduruk kaygılara, kaba saba işlere kendini öyle kaptırır ki, yaşamın en güzel meyvelerini toplayamaz olur. Çünkü parmakları aşırı didinmekten, bu meyveleri toplayamayacak ölçüde hantaldır, titrektir. Gerçekten de çalışan insan, gün geçtikçe gerçek bir bütünlüğe vakit bulamaz olur. Başkalarıyla insanca ilişkiler için çaba harcayamaz, emeği pazarda değerini yitirir. Bir makineden başka bir şey olmaya vakti yoktur. Bilgisini böyle sık kullanan biri bilgisiz olduğunu nasıl anımsayabilir, oysa gelişmek için bunu unutmaması gerekir. Ara sıra yargılamadan önce bu adamı besleyip giydirmeli, içtenlikle aramıza almalıyız. Doğamızın en iyi nitelikleri, meyvelerin üzerindeki buğu gibidir, bunlar ancak çok özenle ele alınırsa korunabilir. Gelgelim biz ne kendimize ne de başkalarına bu ölçüde yumuşak, ince davranmayız"
Bu alıntı "Walden ormanda yaşam"'ın ilk sayfalarından. Sivil itaatsizliğin öncülerinden biri olan Thoreau'nun hayatına Walden gölünün kenarına kurduğu küçük kulübeyle adım atıyoruz. Walden'da, insan yerleşkelerinden uzakta, kendi başına yaşayan Thoreau buraya geliş amacı için şunları söylüyor. "Düşüne taşına yaşamak, yaşamın yalnızca en önemli olgularıyla yüz yüze gelmek için, onun bana öğretmek zorunda olduğu şeyi öğrenip öğrenmediğimi görmek için, o güne dek yaşamadığımı ancak ölümle yüz yüze geldiğim gün keşfetmemek için ormana gittim."
Thoreau, ilerleme karşıtı bir politika benimsiyor ama bu insanların felsefi ya da insanların kendi hayatlarını yükseltmek için bir ilerleme karşıtlığı değildir, aksine bunun tersini çokça kez dile getirir. Thoreau'nun karşı çıktığı ilerleme ekonomik ilerlemedir. Daha çok tüketmek için üretmeye karşı çıkar. Thoreau şimdiki tabirle "minimalist"tir. Thoreau karşıtı politika izleyen başta