Rüzgâr ne taraftan eserse essin, pusula ben olduğum sürece hiçbir sorun teşkil etmiyor. Genelde insanlar hep sorunlarına odaklanıyor: para, sağlık, aile, dostluk vs. Oysa kimse nedenini merak etmiyor. Neden ya da sebep, sorunların kilit noktasıdır.
Paran yoksa neden yok, kendine hiç sordun mu? Ya da sağlığın yoksa neden yok? Ailen, dostların yoksa neden yok? İnsanlar hep var olan şeylere takılıyor. Çünkü gördüğümüz ortada; fakat asıl önemli olan, bunun neden ortada olduğu ve hayatımızda bulunma sebebine
Yani var olana değil, yok olana bakmalıyız. İnsanlar görmez, duymaz; sadece o şeylere taktıkları isimlere ve tanımlara temas ederler.
Ne ararsan kendinde ara. Aradığını kendinde bulursun; bulamadığını da dışarıda aramazsın.
Dışarıda bulacağın tek şey, sana yön gösteren bir pusuladır.
Ersan İnce
Deliler gibi bağırabilir, çocuklar gibi gülümseyebilirim
Ya da en anlamlısı,
Seni yetmiş yedi milyon kez daha sevebilirim.
Artık kocaman ve kuvvetli bir yüreğim var
Çünkü seni sevdiğim yerden güçlendim.
Bir gün, kedimi kaybedercesine mutlu olursam eğer
Bir sır gibi içimde tutacağım neşemi
Konuşmayacağım, paylaşmayacağım, aktarmayacağım
Kendi kendime gülmem bile meçhul
Çünkü insanlar edindiğim her mutluluğa
Karşı tez üretmekle meşgul.
İnsanlar zamana ve yaşa takılmışlar. Her insanın kendi hayatında bir sınırı vardır ve kendi gözünde o sınırı aşılmaz olarak görür. Bu, yetersizlik hissinden ya da hak etmediğini düşünmesinden kaynaklanır.
Algısı düşükse, onun için her şey tehlikedir ve başarısızlıktır. Ben yaşamın kolay olduğunu da söylemiyorum, zor olduğunu da. Nereden baktığın ve ne gördüğüne doğru gidersin. Bunu ise yaptığın tercihler belirler.
Hayata fazla anlam yüklüyor ve onu sahipleniyoruz. Bu nedenle kaybetmeye acı, kazanmaya ise zorlayıcı anlamlar yüklüyoruz. Oysa aldığımız nefes dahi bizim değil.
Ersan İnce