Fatos

Fatos
#141266083 بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Onlar gönderilen elçinin kendileri gibi beşer olmasını ve onlar gibi çarşıda pazarda dolaşmasını, onlar gibi yiyip içmesini kabullenemiyorlardı. Çünkü onlar gönderilen elçinin olağan dışı olmasını tasavvur ediyorlardı.
Sayfa 115 - Cıra akademi
Reklam
Genel manada terâdufun varlığı kabul edilse de tam terâdufun dilde varlığı imkânsız olmamakla beraber yok denecek kadar azdır. Ancak konu Allah kelamı olunca Kur'an'ın konteksti içinde seçilen kelimelere baktığımızda, her kelimenin özel anlamında kullanıldığını görürüz. Dolayısıyla terâduf olgusunun varlığı genel anlamda dilde kabul edilse bile Kur'an'da terâdufün olduğunu söylemek doğru değildir. Çünkü Kur'an'da kullanılan her lafız özel manasında ve bağlamında kullanılmıştır.
Sayfa 91 - Cıra akademi
Arap dilbiliminde terâduf, lafızları farklı kelimelerin anlamlarının aynı olduğunu savunurken, furûk, lafızları farklı olan kelimelerin bir manada ortak olmakla birlikte arada ince nüansların bulunduğunu savunmaktadır.
Sayfa 91 - Cıra akademi
Rahman suresinde "خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّار (0, (ilk) insanı pişmiş gibi kuru bir balçıktan yarattı.) , Hicr suresinde “حَمَإٍ مَسْئُونَ" )sekillendirilmiş bir balçık), Sâffåt suresinde "طين لازب")yapışkan bir çamur) ifadesi kullanılmaktadır. Şayet ayetlerde sözü edilen insanlığın özü, aynı şey olsaydı farklı sıfatlar kullanılmazdı. Bu durum Kur'an-ı Kerim'de terâdufe yer olmadığını göstermektedir.
Sayfa 89 - Cıra akademi
Mevcut lafızlar yerinde mana itibarıyla benzer lafızların kullanılması Kur'an'ın insicamını bozar. Sanki her lafız kullanıldığı yer için özel yaratılmıştır. Bunun için Kur'an'da terâduf yoktur. Bilakis Kur'an'da kullanılan her kelime sizi yeni bir manaya taşır.
Sayfa 87 - Cıra akademi
Reklam