Madem meşru daire; ruh ve kalb ve nefsin bütün lezzetlerine, safalarına, keyiflerine kafidir;gayr-ı meşru daireye girme. Çünkü; o dairedeki bir lezzetin bazen bin elemi var. Hem hakiki ve daimi lezzet olan iltifatat-ı Rahmaniye'yi kaybetmeye sebeptir.
Kuran merhameten, kadınların hürmetini muhafaza için, haya perdesini takmasını emreder. Ta hevesat-ı rezilenin ayağı altında o şefkat madenleri zillet çekmesinler.
Kurban bayramı, müslümanların yeryüzünde, Allah tarafından tayin edilmiş bir noktada toplanıp onun arzusu için, canlılar içinde kendilerinin hayatına karışmış yaratıkları kurban ettikten ve bu, ortalıkta kabartma hale gelen kurbanlık sembolünün, damarlardan fışkıran kanın ve havada elle tutulur hale gelen merhametin, öteye, ölüme, hayatın anlamına ait ulvî düşüncelerin, İslam'ın ilk günlerindeki saf duygu ve inançlardan Mekke havasında uçuşan gözlerin, kanatların ve hatıraların ışığı içinde kaynaştıktan sonra ruhları, elleri, gönülleri ve kafaları Allah'a yükseltmelerinin Mekke'de ve bütün islam ülkelerinde kutlanışıdır.
Toplum hasta, çünkü biz insanlar kaderimizin kendi elimizde olduğu varsayımına uygun davranıyoruz. Karşımıza çıkan meselelerde çözümü yine o işi mesele haline getirenden bekliyoruz. Kendimizi "müstağni" saysak bile, kendi istiğnasından güç alarak hareket edenlerle birlikte yaşamayı reddetmiyoruz. Onlarla birlikte hareket ediyoruz. Dost bildiklerimize pratik çareler öneriyoruz. Onlara hakkı ve sabrı tavsiye etmiyoruz. Çünkü dostlarımız bizden pratik çareler bekliyor ve nedense sabrı arttıracak, hakkın yolunu genişletecek bilgiye sahipmiş gibi davranıyorlar.