Hepimizin birbirimizden daha riyakâr ve çakal olduğumuz, hepimizin koynumuzda birer çıkar ajandası gezdirdiğimiz, hepimizin diğerlerimizden gizli planlarla, kritik bilgilerle yaşadığımız kesindi. Mağduriyetin, masumiyetin, doğruculuğun, açık yürekliliğin, dürüstlüğün ve buna benzer pek çok şeyin paslandığı, pastan işlemez hâle geldiği alandaydık. Burada değerler erimişti. Defalarca eriyip sonunda yok olmuştu. Makyavel'i öyle aşmıştık ki, adamın kemiklerini sızlatıyor olabilirdik.
Duygular andır, geçer. Duyguları yaşarken sanıyoruz ki budur işte her şey. Hayat, ölüm, varlık, anlam hepsi bu andır, bu anın içindedir. Ama geçiyor baba. Duygu dediğimiz şey, benliğimizin bir yerlerinde belirip kaybolan bir şeyler işte. Geliyor, geçiyor, ama çok ağrı yapıyor.