Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: *"Bir kimse, Muharrem ayının ilk günü, aşağıdaki duâyı 3 defa okursa, Allahü teâlâ o kimseyi, gelecek Muharrem ayına kadar bütün belâlardan emin kılar.* Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Vassalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme ente'l-ebediyyü'l-kadîm, el-hayyü'l-kerîm, el-hannân, el-mennân. Hâzihî senetün cedîdetün. Es'elüke fîhe'l-ısmete mineşşeytânirracîm, vel avne alâ hâzihinnefsi'l-emmâreti bissûi ve'l-iştiğâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm, birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Ve sallallâhu ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehl-i beytihî ecmaîn." Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretleri buyuruyor ki: *"Her kim bu duâyı Aşûre Günü* (Muharrem ayının 10. günü) *3 defa okursa, o sene ölümden de emin kılınır. Zira, o sene ölüm mukadder olan kimseye, bu duâyı bir vesile ile okumak nasip olmaz."*
Alıntı
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🌀#Muhammedim) De ki: “Size bir tek öğüdüm var: Ya ikişer kişi hâlinde veya tek tek Allah için kalkıp şöyle bir kenara çekilin ve bütün önyargılarınızdan sıyrılarak samimi ve ciddi olarak düşünün! Göreceksiniz ki, arkadaşınız Muhammed’de delilikten hiçbir eser yok! O, çok çetin bir azabın öncesinde sizi ondan sakındırmak için gelen bir peygamberden başkası değildir.” 46 De ki: “Bu yaptığım hizmet karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum. Böyle bir şey istedimse, o sizin olsun. Çünkü benim ücretimi verecek olan ancak Allah’tır. O, her şeye hakkıyla şâhittir.” 47 De ki: “Şüphesiz Rabbim bâtılı imhâ ederek gerçeği ortaya çıkaracaktır. O, bütün gizlilikleri çok iyi bilir. 48 De ki: “Hak geldi ve bütün açıklığıyla kendini ortaya koydu. Artık, tâkipçileri canlı tutmaya çalışsa da, bâtıl ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de gideni geri getirebilir; böylece sönüp gitmeye mahkûmdur.” 49 De ki: “Eğer ben yanlış bir yola sapmışsam bunun zararı banadır. Eğer doğru yolu bulmuşsam, bu da Rabbimin bana vahyettiği Kur’an sayesindedir. Gerçekten O, her şeyi hakkıyla işitendir, kullarına çok yakındır.” 50 #Tefsir: 📖 📖 İnsan, bir kısım ön yargılardan kendini kurtarıp, gerçeği bulabilmek için samimiyetle düşünecek olsa; yine aynı safiyetle Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hayatını ve kişiliğini inceleyecek olsa, onda delilikten hiçbir iz bulunmadığını, aksine onun toplumun en akıllı insanı olduğunu görecektir. Hem Mekkeliler, zaten henüz kendisine peygamberlik verilmeden önce de ona çok güveniyor, emanetlerini ona bırakıyor ve mühim işlerinde ona danışıyorlardı. “Kâbe hakemliği” olarak bilinen şu hâdise bunun canlı şâhididir: Allah Resûlü’nün nübüvvetinden beş sene önce Kâbe’yi tâmir eden Kureyşliler Hacer-i Esved’i yerine kimin koyacağı hususunda
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Allah bir kulunu sevince. Ayetler 1- Allah kulunu Sevince Peygamber Efendimiz sav 'e yaklaştırır onu Sevmeyi yolundan gitmeyi bize nasip eder. Ey Resulüm, de ki: 'Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir).'" (Âl-i İmran, 3/31) 2-Allah kulunu Sevince Tevbe etmeyi nasip eder. Şüphesiz Allah çok tevbe edenleri sever ve çok temizlenenleri sever!” (el-Bakara 2/222) 3-ALLAH sevdiği kuluna sabır ihsan eder kuluda sabırlı olur Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.” (Âl-i İmrân 3 Hadisler 1- Allah kulunu Sevince onu başklarınada sevdirir إِنَّ اللَّه تعالى إِذا أَحبَّ عبْداً دَعا جِبْريلَ ، فقال : إِنِّي أُحِبُّ فُلاناً فَأَحْبِبْهُ ، فَيُحِبُّهُ جِبْريلُ ، ثُمَّ يُنَادِي في السَّماءِ ، فَيَقُولُ : إِنَّ اللَّه يُحِبُّ فُلاناً ، فَأَحِبُّوهُ فَيُحبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ ثُمَّ يُوضَعُ له القَبُولُ في الأَرْضِ ، وإِذا أَبْغَضَ عَبداً دَعا جِبْريلَ ، فَيَقولُ : إِنِّي أُبْغِضُ فُلاناً ، فَأَبْغِضْهُ ، فَيُبْغِضُهُ جِبْريلُ ، ثُمَّ يُنَادِي في أَهْلِ السَّماءِ : إِنَّ اللَّه يُبْغِضُ فُلاناً ، فَأَبْغِضُوهُ ، فَيُبْغِضُهُ أَهْلُ السَّماءِ ثُمَّ تُوضَعُ له البَغْضَاءُ في الأَرْضِ Allah Teala bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e: “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına: - Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz, diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. Allah Teala bir kula buğzettiği zaman, Cebrail’e: “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de
Din İslam
#Kıyas
Kendini yönetemeyenler, kendini değiştiremeyenler; başkaları ile eş değer olarak yaşar.
Duygulara Tercüman -4
1000Kitap’ta ilginç bir doğa olayı gözlemledim efenim. Sadece kadınları takip eden erkek kullanıcılar var. Sadece erkekleri takip eden kadın kullanıcılar da var. Arzunun Evrimi ’ni okuyan bir vatandaş olarak çıkarım yapasım geldi. Acaba farkında olmadan herkes kendi üreme alanını, eş seçimi havuzunu mu oluşturuyor? (1000kitap havuzu)😂 Neticede konu kitaplar olunca insanın aklına yazarlar, türler, okuma zevkleri falan geliyor. Bazılarının aklına ise nedense doğrudan karşı cins geliyor. Tamam bunun üzerine kadınlar olarak çok rahatsız durumlar yaşadık!! Tabii okuma odaklı bir platformda insanların kimi neden takip ettiğini sorgulayınca uzaktan uzağa bazı “özgürlüğümüze karışamazsınız” nidaları da duyacağım biliyorum😅 Karışmıyorum efenim. Sadece belgesel anlatıcısı edasıyla gözlem yapıyorum. Gözlemcilik ve detaycılık 🤦🏻‍♀️ (mesleki deformasyon diyelim) Doğada her canlının kendine özgü davranış biçimleri vardır neticede… 😅
1000Kitap
Mükemmel eş yoktur, uyum sağlamaya istekli eş vardır. Mutlu evliliklerin temelinde her konuda aynı düşünmek değil, farklılıklara rağmen ortak bir yol bulabilmek yatar. Eşler zaman zaman anlaşmazlık yaşayabilir, farklı beklentilere sahip olabilir ya da olaylara farklı açılardan bakabilirler. Önemli olan bu farklılıkların çatışmaya dönüşmesine izin vermeden karşılıklı saygı ve anlayışla çözüm üretebilmektir. Uyum sağlayan eşler, birbirlerini değiştirmeye çalışmak yerine birbirlerinin ihtiyaçlarını anlamaya gayret ederler. Gerektiğinde fedakârlık yapar, gerektiğinde karşı tarafın bakış açısını değerlendirmeyi bilirler. Böylece ilişki, bir mücadele alanı olmaktan çıkar ve iki kişinin birlikte büyüdüğü bir yolculuğa dönüşür. Bu nedenle sağlam bir evlilik, mükemmel insanları değil; hatalarına rağmen birbirini seven, eksiklerini tamamlamaya çalışan ve birlikte uyum içinde yaşamayı öğrenen eşleri gerektirir. Çünkü mutluluğun sırrı kusursuzlukta değil, karşılıklı anlayış ve uyumdadır.
Duygu ve Düşünce