Sezai Karakoç bu eserinde Rönesans ile Batı'nın dünyayı getirdiği noktayı, Batı medeniyetinin açılımını tükettiğini anlatıyor; edebiyat, sanat, felsefe alanlarında öne çıkan düşünce ve temsilcilerin özlü bir kritiğini yaparak. Elbette sonunda Diriliş'e çağırıyor. Yalnız İslam âlemini değil, İslamın diriliş erlerinin mücadelesiyle bütün insanlığı da.
Dert sahibi olmak için okunması gereken, şuur kazandıran bir kitap...
Ölüm dikkatini yitirmiş bir uygarlık içindeyiz. Ölümün yeter bir vaiz olduğunu unutmuş bir uygarlık. Gerçek uygarlık ateşse, kül olan bir uygarlığı yaşıyoruz.
İnsan ruhu, hakikat olmaksızın, yaşıyamaz, hakikatten uzak kalamaz. Bir bakıma bunalım, ruhun hakikatten uzak kalışı, daha doğrusu uzak kaldığının bilincine varışından doğar.
Evet, insanlık Batıyı içiyor. Fakat bu içiş onu şifaya götürmüyor. Hatta yavaş yavaş zehirliyor onu.
Ruhun yılanları, çıyanları, akrepleri bütün dünyaya tekniğin kanalından son hızla yayılıyor.